
Unutursak yıkılırız, hatırlarsak ayağa kalkarız.
Hatay konuşuyor. Duymak isteyen var mı?
Bir şehir düşünün…
Toprağın altında kaybettikleri varken, üstünde yeniden yürümeye çalışan insanlar var. Gözlerinde yaş, ama içinde hala direnme gücü taşıyan insanlar…
İşte bu yüzden yazıldı bu kitap.
Bu bir kitap değil sadece.
Bu, bir hafıza.
Bu, bir tanıklık.
Bu, ‘’unutmayın’’ diye haykıran sessiz bir çığlık.
Bu kitap, kaybettiklerimizin ardından yakılan bir ağıt değil sadece…
Aynı zamanda yaşayanlara tutunan bir umut dalı.
Her okuyanın yüreğinde bir iz bırakacak bir hatırlatma.
Depremde enkaz altında altı gün kaldım.
Altı gün… karanlıkta, sessizlikte ve hayatta kalma mücadelesiyle. Şimdi ise o sessizliği bozmak için konuşuyorum.
Ben o karanlığın içinden çıktım.
Bu kitabı, başta unutturmamak için yazdım. Kaybettiklerimizi unutturmamak için…
Bir şehri hafızamızda yaşatmak için yazdım. Bu kitapta yazanların hiçbiri hayal değil. Her satır yaşanmış, her cümle hayata tutunmanın izleri. Ama bu sadece bir acı hikayesi değil, bu umudu kaybetmeyenlerin hikayesi.
Bir gün her şey bitti sanırsan…
Bu kitap sana hala bir şeylerin başlayabileceğini hatırlatacak.
Bazı hikayeler okunmaz, hissedilir.
Ve bu, onlardan biri.
Bu satırları yazan biri..
Enkazdan altıncı gün çıkan biri olarak şunu gördüm: umut, enkazın altında bile nefes alabiliyor.
Umut, en derin enkazın altında bile ölmez.
Bu kitapta yaşıyor.
‘’ Annemin ayaklarının altından doğan güneş’’ sizlerle.
Umarım kendinize ve sevdiklerinize umut hediye edebilirsiniz.










































