
Hatay’da hayat devam etmiyor. Hatay’da sadece zaman geçiyor. Günler takvimden düşüyor, geceler soğuğun içinde uzuyor, ama hayat dediğimiz şey… o çoktan enkazın altında kaldı.
Dondurucu bir soğuk var. Sadece havada değil; evlerin içinde, duvarların arasında, insanların bakışlarında.
ELEKTRİK yok. Işık yok. Isınmak yok. Bir şehir düşünün; karanlığa alışmış, soğuğa alışmış, beklemeye alışmış. İnsanın alışmaması gereken her şeye alışmak zorunda kaldığı yer Hatay.
Ekranlardan biri çıkıyor ve rahat bir ses tonuyla söylüyor:
‘’Hatay’ da hayat devam ediyor.’’
Hangi hayat?
Gece battaniyenin altına girip yine de titreyen yaşlıların mı?
Elektrik olmadığı için ders çalışamayan çocukların mı?
Sobası olmayan, kaloriferi hayal olan evlerin mi?
Geceleri karanlıkta oturup ‘’yarın daha iyi olur mu’’ diye içinden bile soramayan insanların mı?
Hatay’da hayat; market raflarında değil.
Hatay’da hayat; istatistiklerde hiç değil.
Hatay’da hayat; kameralar gelince düzelmiyor.
Burada hayat, idare etmek oldu.
Burada yaşamak, katlanmak demek oldu.
Hatay’da bazı insanlar için elektrik sadece bir konfor değil, bir hayat çizgisi. Yatakta, cihaza bağlı yaşayan hastalar var; elektrik kesildiğinde saatlerle değil, dakikalarla yarışan hayatlar. Karanlık çöktüğünde sadece bir şehir değil, bu insanların nefesi de askıda kalıyor.
Soğuk sadece bedenleri üşütmüyor; insanın içini de sertleştiriyor.
Bir şehir düşünün; dünyada ışığın ilk görüldüğü ve üç yıldır aynı şehrin karanlığını.
Elektrik olmayınca sadece ampuller sönmüyor; insanlarda yavaş yavaş sessizleşiyor. Çünkü anlatmaktan yoruluyor.
Hatay’da insanlar güçlü ama yorgun
Hatay’da insanlar mecbur.
‘’Mecbur kalmak’’ diye bir hayat şekli var artık burada.
Gülmek mecburiyetten, sabretmek mecburiyetten, susmak mecburiyetten.
Bir şehir düşünün;
Yardım istemeye utanacak kadar gururlu, beklemekten tükenmiş, ama yine de bekleyen, unutulacağını bile bile yine de sesini kısmayan kimi zaman.
Hatay’da hayat yok, evet
Ama Hatay’da hala insanlar var.
Ve belki de asıl acı olan bu.
Çünkü hayat yoksa bile, insanlar hala burada ve hala üşüyorlar.
Sadece soğuktan değil; görülmemekten, duyulmamaktan, vazgeçilmiş olmaktan.
O yüzden lütfen, bir daha ‘’ Hatay’da hayat devam ediyor’’ demeden önce durun.
Bir dakika susun. Ve şu soruyu sorun kendinize:
Eğer bu hayat ise…
Yaşamak neden bu kadar ağır?










































