Hiç üşenmedim oturdum araştırdım. ‘’Avrupa’da son 10 yılda kaç defa uzun süreli bir elektrik kesintisi yaşandı?’’ diye..
Ve kayıtlarda sadece 1 kesinti buldum…
‘’Nisan 2025’te İspanya ve Portekiz’de başlayıp Andorra ve kısmen Fransa/Belçika’ya yayılan, milyonlarca kişiyi etkileyen ve saatler boyunca süren büyük kesinti olarak kayıtlara geçti.’’
Peki ya Hatay? Burada tablo farklı: kayıtlar susuyor, insanlar konuşuyor. Sokaktaki esnaf, hastanedeki hemşire, jeneratör uğultusuyla nöbet tutan teknisyen—hepsi aynı gerçeği söylüyor: karanlık geceler, uzun saatler, tekrar eden yorgunluk.
Hatay’da elektrik kesintisi o kadar rutin bir hâle gelmiş durumda ki, artık her gün 5-6 saat elektrik kesilse bile insanlar normal karşılıyor…
Geçenlerde Sarayken mahallesinde 17 saati aşkın bir süre boyunca elektrik gelmedi ve Toroslar yetkilileri ne 17 saatlik kesintinin sebeplerini açıkladılar, ne de o 17 saatte ne gibi bir çözüm bulduklarını…
Hatay halkını o kadar insan yerine koymuyorlar ki, sanki bu kesintilere biz katlanmak zorundayız, sanki bize lütuf ediyorlar gibi davranıyorlar…
Avrupa’da yaşayan insanlar insan da, Hatay’da yaşayan insanlar insan değil mi?
Bu bir karşılaştırma değil, bir çağrı. Avrupa’daki tek büyük olayın kayıt altına alınması, analiz edilmesi ve kamuoyuna sunulması elbette önemli.
Ama kayıtlı tek bir felaket üzerinden “büyük çaplı kesinti nadirdir” demek, Hatay’ın günlük gerçekliğini görmezden gelmek olur.
Çünkü burada mesele sadece bir kere yaşanan büyük bir olay değil; mesele, her yıl, her mevsim, bazen aylar içinde hatta 1 gün içinde tekrarlanan, 10 saati aşan kesintilerin yarattığı yıpranma.
Ve ne acıdır ki, bu yıpranmanın kaç kez yaşandığını gösteren sayısal bir kayıt yok; resmi arşivler kapalı, veriler parçalı, şeffaflık eksik.
Resmi tablolar susuyorsa, insan hikâyeleri konuşur.
Ve bu hikâyeler, tek bir şeyi haykırıyor:
Hatay halkı bu veriyi en dibine kadar yaşıyor.
Toroslar Elektrik’e sesleniyorum: Eğer kendinize güveniyorsanız, gelin bu suskunluğu kırın. Şeffaflık bir zayıflık değil, güvenin en sağlam göstergesidir.
Elinizdeki verileri ilçe ve mahalle bazında, geçmiş 5 yıl için, 10 saatin üzerinde süren kesintiler şeklinde yayınlayın.
Tekil uzun kesintilerin sayısını, nedenlerini ve müdahale sürelerini açıkça paylaşın. Vatandaşın bilme hakkı, sadece merak değil; hak arama, hesap sorma ve önlem alma kapasitesidir.
Şeffaflık, yalnızca kamuoyunu tatmin etmez; aynı zamanda şirketinize de fayda sağlar. Veriyi açtığınızda eleştiri gelecektir, evet; ama aynı zamanda güven de gelir.
Vatandaşlar, nerede eksik olduğunu gördükçe, hangi bölgelerin öncelikli yatırım beklediğini anladıkça, çözümün parçası olmaya hazırdır
Yerel basın ve sivil toplum, verilerle çalıştığında anekdotlar sistematik bilgiye dönüşür; bu da daha akılcı bakım planları, daha hedefli altyapı yatırımları ve daha hızlı müdahale demektir.
Hatay’ın karanlık gecelerinde anlatılanlar, teknik bir arıza raporunun ötesinde bir toplumsal uyarıdır.
Son olarak, şunu söylemek istiyorum: Şeffaflık cesaret ister. Eğer Toroslar Elektrik “biz işimizi yapıyoruz, verilerimiz temiz” diyorsa, bunu kanıtlamanın en iyi yolu veriyi paylaşmaktır.
Korku, saklanacak bir şey olduğunda başlar; açıklık ise güvenin başlangıcıdır. Hatay halkı, karanlık gecelerin sayısını değil, aydınlık yarınları saymak istiyor.
Veriyi açın; halkın yaşadığı gerçekliği resmi rakamlarla buluşturun. O zaman hem “kaç kez” sorusuna net bir cevap verilir hem de karanlık gecelerin tekrarı için gerçekçi, uygulanabilir çözümler planlanır.
Karanlıkta bekleyen her mahalle, sayılmayı hak ediyor. Toroslar Elektrik, eğer kendine güveniyorsa, verileri yayınlasın; Hatay da hak ettiği aydınlığa kavuşsun.