
Bugün geldiğimiz noktada Abdullah Öcalan’ın mektubunun okutulmasıyla Türkiye’de sol radikal gruplar da dahil olmak üzere Kürt haklarını savunan tüm sol radikal olan veya olmayan siyasi partiler üzerine kurdukları mücadele zeminini de kaybetmiş bulunmaktadırlar.
Neticede yıllardır Kürt halkının haklarını her fırsatta dile getiren sol siyasi partiler şuan gelinen noktada bir nevi istedikleri aşamaya geçmiş bulunmaktadırlar.
Bu elbette sol siyasi partileri de politik anlamda bir boşluğa da düşürmüş durumda.
Şuan Suriye’nin sahil kentlerinde yaşanan sivil alevi katliamları sol grup ve partilere yeniden Hatay’da kitlelerini konsolide etme şansı vermiştir. Suriye Devlet Başkanı Reuters’e verdiği demeçte, yaşanan sivil katliamlarının müttefikleri tarafından bile yapılmış olsa da hesabının sorulacağını söylemiş.
Öte yandan tüm bu yaşananların akabinde Suriye’de Kuzey Doğuda Kürtleri temsil eden Suriye Demokratik Güçleri Geçici Suriye Hükümeti ile anlaşmaya vardı. Kuzey Doğudaki tüm petrol ve doğalgaz sahalarını Geçici Suriye Hükümetine devretmeyi kabul eden Suriye Demokratik Güçleri, ordusunu da geçici Suriye Hükümetine entegre ederek Suriye düzenli ordusuna da katılmaya karar verdi.
Yapılan anlaşmada Suriye’deki Kürtleri kapsayan geniş hakların da yer aldığı anlaşma da ‘’Hükümet kurumlarının, özellikle göç, pasaport ve nüfus müdürlüklerinin iadesi, Irak ve Türkiye ile sınır kapılarının yeni hükümete devredilmesi, sayıları 300 bini geçen Afrin, Tel Abyad ve Rasulayn’a yerinden edilmiş kişilerin geri gönderilmesi yer alıyor.’’
Suriye’de Kürtlerle ilgili bunca şey yaşanırken Esad yanlısı olan Alevilerin canice katledilmesi kesinlikle kabul edilemez. Ancak her Alevi yurttaşın da sorması gereken çok önemli bir soru var. SURİYE’DE KURULMAYA ÇALIŞILAN YENİ HÜKÜMET İLE ALEVİ HAKLARINI GÖZETEREK ANLAŞMA YAPACAK KİM VEYA KİMLER VAR?
Suriye’deki alevilerin katledilmesinin durdurulmasını AKP’den istemek, abesle iştigal bir durumdur.
Soru çok basit; Bir nevi girişilen iç savaşta kaybeden Esad’a yıllarca gönül vermiş Alevi yurttaşların yeni kurulacak olan hükümetle pazarlık masasına oturup haklarının veya güvenliklerinin sağlanması yönünde bürokrasi yapacak resmi bir kurum veya örgüt var mı?
Burada köhneleşmiş Türkiye muhalefetinin ipiyle ‘’Ya Türkiye Ya İsrail’’ sloganı atmak tüm Alevileri sanki İsrail hakimiyetini istiyorlarmış gibi bir durumun içine sokmaktan başka hiçbir işe yaramaz.
Evet Hatay’daki Alevi yurttaşlar Suriye’de yaşayan akrabaları için endişeli ve korku dolu hissediyorlar. Bu hissi zaten insan olan herkes hissetmelidir.
Ancak Türkiye’de slogan atmaya destek için gelen Dem Parti Suriye’de ciddi kazanımlar elde ederken, Hatay’daki Alevilerin yaşadıkları bu mağduriyeti sadece ülke içinde kendi düştükleri politik boşluğu doldurmak için kullanıyor olmalarını Alevi yurttaşlarımızın görmesi ve Suriye’de ALEVİ YURTTAŞLARIMIZIN kazanımları için temsiliyet arayışına girmelidirler.
Öte yandan Lazkiye ve Tartus’ta yaşanan Alevi sivil katliamını araştırmak ve soruşturmak için Alevilerin’de içinde bulunduğu bir komite kurulacağını söyleyen El Şara, ‘’Durumun o zamandan bu yana büyük ölçüde kontrol altına alındığını söylese de, bunu yıllardır biriken şikayetlerin “intikamını alma fırsatı” olarak değerlendirdi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi , 250’den fazla Alevi savaşçının ve 230’dan fazla güvenlik görevlisinin öldürüldüğü çatışmaların ardından, Pazar akşamı itibarıyla intikam saldırılarında 973 Alevi sivilin öldürüldüğünü bildirdi.’
Ancak Hatay’da yapılan eylemlerin haklı olduğunu görmekteyiz. Hatay’da yaşayan Alevi vatandaşlar Suriye’de yaşayan Alevi akrabalarının infaz edilmesine çok sert tepki göstermeye devam ediyor.
Yukarıda dediğim ‘’sol siyasi partilerin politik boşluğa’’ düşmüş olmaları da bu konunun üstüne gidilerek daha da büyütülmesi yönünde politik bir malzeme haline de dönüştürülmeye çalışıldığını görmek gerekir.
Neticede silahları, doğalgaz ve petrol sahalarını Suriye geçici hükümetine devretmeyi kabul eden Kürtlerin temsilcisi Suriye Demokratik Güçleri orada yaşanan katliama ses etmeyip geçiş süreciyle ilgilenirken, Türkiye’de Dem Parti, yaşanan alevi katliamlarına karşı yapılan eylemi daha da kaşıyarak düştükleri politik boşlukta insanların acılarıyla vakit geçirmekten başka bir durumda değiller.
Burada anlatmak istediğim şey çok basit. Türkiye aşırı polarize olmuş durumda ve bu polarizasyonun en temel sebeplerinden biri de Türkiye’deki muhalefetin günübirlik siyaset üretmesinden başka bir şey değildir.
Tekrar sormak istiyorum, Kurulmaya çalışılan yeni Suriye Devleti’nde bir çok mezhep ve ırk Geçici hükümetle temsilciler aracılığıyla bir şekilde masaya oturup haklar veya güvenlik yönünde taleplerini iletip anlaşmaya varırken, Alevi yurttaşlarımızın Suriye’de yeni kurulan hükümette haklarını koruyacak, güvenliklerini sağlayacak, temsiliyet yönünde Suriye geçici hükümetiyle bürokratik görüşmeler yapacak kişi, kurum veya yapılanmalar mevcut mu?
Olması gereken ülkeyi terk edip giden Esad’ın ardında polarize bir şekilde slogan atmak veya siyasetin peşine takılmak değil, orada 2 milyona yakın yaşayan Alevi yurttaşların Suriye’de yeni kurulacak yaşamın bir parçası olacak şekilde bürokrasi geliştirmektir.
Bu bürokrasiyi ise AKP’den istemek tam anlamıyla trajikomik bir durumdur.










































