
İşte yine geldik toplumumuzun en nadide, en önemli, en güzel günlerinden birine (!)
Sürç-i lisan etmek istemem tabii,
Elbette çok kıymetli bir gün, çok hatırlanası…
Ve çok etkileyici.
Etkileyici gerçekten. Hatta bazılarını öyle derinden etkiliyor ki varın siz hesap edin.
Sosyal medyada “bir gün değil her gün” diye sloganlar atma,
Boy boy fotoğraflar paylaşma günü bugün.
Babalar Günü!
Küçük eller karton kalplerle “seni seviyorum baba” yazacak.
Parfümler, bardaklar, ‘dünyanın en iyi babasına’ diye notlar havada uçuşacak.
Sımsıkı sarılacaklar babalarının boyunlarına…
Hediyeler, kucaklaşmalar, gülüşmeler…
Ve bir de uzaktan izlemeler…
Ah o uzaktan izlemeler…
Ne hediye alsam diye düşünme derdi olmayanlar,
“Babalar günün kutlu olsun” diyemeyenler…
İyi ki benim babamsın diyenler,
Bir de ‘Keşke tanımasaydım’ diye düşünenler,
Küçük yaşta babalık yapmak zorunda kalanlar,
Anahtarın kilitte dönmesiyle ‘Babam geldi!’ diye bağıranlar,
Öte yanda İçini korku kaplayanlar…
Babaya sarılmanın ne demek olduğunu hiç bilmeyenler,
Toprağına gidip mezar taşına diz çökenler, ,
Yalnızca bir fotoğrafa bakıp,
“Acaba burda olsa nasıl olurdu’ diye hayallere tutunanlar.
Çeşit çeşit insana Babalar Günü işte bugün.
Kutlama paylaşımlarını izleyenlerle,
Kutlayacak bir babası olmayan çocukların,
Hediyesini haftalar önceden hazırlamış olanların
Vitrinde duran babam ve oğlum çerçevelerine bakanların ve daha nicelerinin Babalar Günü.
Hayat, babasızlığı da öğretiyor.
Sadece yokluğu değil; yok sayılmayı da…
Var olup hiç olmamış gibi davrananları da…
Baba olmak, kanından birinin sana “Baba” diye seslenmesi mi?
Baba sadece biyolojik bir mecburiyet mi?
Gerçek baba, arkasında sadece soyadını değil,
Gölgesini, desteğini, güvenini bırakmak.
Baba olmak…
Kucak açmak, dinlemek, merhem olmak.
Ve bazen hiçbir şey yapmadan bile yanı başında durmak.
Varlığıyla bir çocuğun dünyasını aydınlatmak.
Yanında konuşmadan yürürken bile ona hayatı öğretmek.
Dalgalar vurduğu zaman, sığınılacak bir liman olabilmek.
O yüzden bugün,
GERÇEKTEN babasıyla yan yana olanlar bir durup düşünsün.
Hediye paketinin içine biraz da minnet sarsın.
Yanında bir dağ gibi duran baba için şükretsin.
Ve babası olmayanlar…
Gönlündeki eksikliği bastırıp saklayanlar…
Her yıl bugünü sessizce geçirenler…
İnanın, sizin duygunuz da bu kutlamalar kadar kıymetli.
Kimi babasını çocuk yaşta toprağa verir.
Kimi büyüdükçe yanı başındaki babasının yokluğunu idrak eder.
Kimisi babam haklıymış der.
Kimisi de zor günlerinde baba gölgesini arar da arar…
Kimi aynı evin içinde ama bambaşka dünyalarda yaşar babasıyla.
Kimi de, bir telefonda sesini duymak için yıllarca bekler…
Çalarsa o telefon, geç de olsa ne alâ.
Babalar Günü sadece kan bağıyla değil,
Yürek bağıyla kurulmuş tüm ilişkiler içindir.
Gözyaşı ve yahut neşeyle anıların, özlemlerin ve sessiz duaların günüdür bugün.
Kutlayacak bir babanız yoksa,
Fakat yüreğinizde ona ayırdığınız bir yer hâlâ varsa;
Bugün sizin de gününüz.
Çünkü sevgi ille de karşılık görmesi gereken bir his değil,
Fıtratımızda ödeşme gayesi beklemeyen bir çocuk.
Bazen bir eksik, insana en büyük öğretmendir.
Hayat böyledir der büyüklerimiz:
Kimisine yanında bir dağ verir,
Kimisine o dağı yüreğinde taşıyacak dağ gibi güç…
Babasının eksikliğini yüreğinde taşıyan her çocuğa selam olsun!
Onu bir tebessümde, bir hatırada, bir dua cümlesinde yaşatanlara…
Ve kalbinin bir köşesinde “keşke”leriyle büyüyenlere…
Hepinize selam olsun.
Tüm Baba gibi Babaların,
Ve birisine yürekten Babalık yapanların!
İyi ki varsınız.
Hem varlığınızla, hem de yokluğunuzun öğrettikleriyle…
BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN!










































