Hatay’da Samandağ ve Arsuz ilçelerinde deniz suyunu içme suyuna dönüştürecek tesislerin kurulacağı açıklandı. Yerel basında “Türkiye’de ilk olacak” ifadeleriyle duyurulan proje, kentte süregelen su krizine çözüm olarak sunuluyor. Ancak Türkiye’de daha önce hayata geçirilmiş benzer projeler bulunuyor.
Avşa Adası’nda yıllardır çalışıyor
Balıkesir’in Avşa Adası’nda 2010 yılında devreye giren deniz suyu arıtma tesisi, bugün günde yaklaşık 6 bin metreküp içme suyu üretiyor. Ters ozmoz yöntemiyle çalışan tesis, adanın su ihtiyacının önemli bir kısmını karşılıyor. Tesisin maliyeti yaklaşık 20 milyon TL olmuştu.
Konuyla ilgili Tarım Orman dergisine röportaj veren Marmara Adalar Belediye Başkanı Süleyman Aksoy, röportajında şu ifadelere yer vermiş;
”Balıkesir’in Marmara Adası ilçesine bağlı iki ada mahallesinden biri olan Avşa Adası bölgenin turizm açısından göz bebeği konumunda. Adalarımız zeytincilik ve bağcılık konusunda verimli topraklara ve zengin mermer rezervine sahip. Tabiri caizse taşı toprağı altın diyebileceğimiz adalarımız adeta cennetten bir köşe. İlçemiz Marmara Adası’nda su kaynakları yeterli düzeyde ancak Avşa Adamız için aynı durum söz konusu değil. Avşa Adası yerleşik nüfusu yaklaşık 3 bin 500 – 4 bin kişi olmakla beraber, yoğun dönem olan yaz aylarında 80-100 bin kişiye kadar ulaşmakta. Adanın içme suyu ihtiyacı 2008 yılında yapımına başlanan ve 2010 yılında devreye alınan deniz suyundan içme suyu üreten arıtma tesisinden sağlanıyor. ”
Milas’ta proje sürüyor
Muğla’nın Milas ilçesinde ise MUSKİ tarafından deniz suyunu arıtarak içme suyu elde etmeye yönelik yeni bir proje yürütülüyor. Henüz planlama aşamasında olan tesisin maliyetinin 45 milyon TL civarında olduğu ve üç mahalleye hizmet vereceği belirtiliyor. Teknoloji olarak yine ters ozmoz sisteminin kullanılacağı aktarılıyor.
Hatay’daki projede belirsizlikler
Hatay’da kurulması planlanan tesisin kapasitesi, kullanılacak teknoloji ve çevresel etkileri konusunda net bilgiler açıklanmadı. Basına yansıyan haberlerde, tesislerin hem içme suyu sorununu çözeceği hem de deniz ekosistemine zarar vermeyecek şekilde tasarlanacağı ifade ediliyor. Ancak bu iddiaların nasıl karşılanacağı, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarıyla netlik kazanacak.
Uzmanlar, Hatay’daki tesisin kapasitesi, şehir şebekesiyle entegrasyonu veya deprem sonrası yeniden yapılanma süreciyle bağlantısı nedeniyle “ilk” olarak lanse edilmiş olabileceğini belirtiyor. Ancak şu ana kadar açıklanan bilgilerde kapasite, teknoloji ve çevresel etki gibi teknik detaylar yer almıyor.
İlk mi, değil mi?
“Türkiye’de ilk” ifadesi mutlak anlamda doğru değil. Zira Avşa Adası ve Milas örnekleri deniz suyundan içme suyu elde eden tesislerin daha önce de kurulduğunu gösteriyor. Hatay’daki tesisler ise ölçeği, şehir şebekesiyle entegrasyonu ya da deprem sonrası yeniden yapılanma bağlamında “ilk” olabilir. Ancak bu, projenin teknik kapasitesi ve uygulama detaylarının resmi olarak açıklanmasıyla kesinlik kazanacak.










































