Connect with us

Hi, what are you looking for?

Hatay

Ezan, Çan, Hazzan: Hatay’ı Geleceğe Taşımak

Asi nehrine düşen yağmur damlacıklarını sayarken düşüncelere daldım. Hatırlıyorum… “siz burada ineceksiniz” dediler. Sırtımızı Hatay Meclis binasına verip, kadim Antakya sokaklarına göz ucuyla bakıverdik…  Oysa hiç de planda yoktu bu gezi. Ucuz bilet bulunca gittik! Sırf gezmek olsun… Öyle birkaç yer görür, künefe – kebap yer, döneriz diyorduk.

2022 ajandasında Kasım bölümüne, şöyle yazmışım: “Süvari ne demek? Sözlü tarih çalışması?” O zamanlar nasılsa gideriz diye kulak arkası yapabiliyorduk planlarımızı.

Kasım bitti, Aralık geldi. Yine gitmek istedim, erteledik… Ocak geldi. Erteledik!

Şubat geldi… Gidemedik!

Antakya en büyük yıkımı yaşayan şehirlerden biri oldu. Fakat bu yazı ne depremle, ne de deprem sürecinde yaşananlarla ilgili…

TÜRKİYE’NİN ÖZETİ HATAY MEDENİYETİ

Hatay’a dair ilk izlenimim: “Hatay, Türkiye’nin özetidir.

Çok kültürlü yapısıyla, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin bıraktığı izlerle şekillenen kadim şehir; geçmişin mirasını günümüzle harmalamış. Böyle bir yeri yalnızca hayal edebilirsiniz. İlk anda afalladım; rüya ile gerçeği ayırt edemediğimi düşündüm. Meğer hissettiğim şey aşkmış…

Tarımsal zenginliğiyle bereket fışkıran topraklara sahip; İskenderun’da sanayisiyle; denize kıyısıyla uluslararası ticaretin kapılarını aralayan bir kent. Aynı zamanda farklı dinlerin, dillerin ve etnik kökenlerin yüzyıllardır bir arada, barış içinde yaşadığı nadir coğrafyalardan biri. Çan – hazzan– ezan sesleri ortak ve kadim geleneğin mirasını taşıyan topraklarda olduğunuzu gösteriyor. Farklı dinlere mensup insanlar birbirleriyle karşılaşıyor, bayramlar çoğalıyor.

Hatay’da farklı dinlere ait bayramlar yıl içinde kesişir; sadece kendi cemaatleriyle sınırlı kalmaz. Mahallelerde, ortak alanlarda birbirine karışır; kutlamalar toplumsal bir paylaşıma, günlük hayatın doğal bir parçasına dönüşür.Tüm bu zenginlikler Hatay’ı sadece bir şehir değil, barışın, hoşgörünün ve medeniyetin somutlaştığı bir yaşam alanı haline getirir: Barışçıl, üretken, çok sesli ve köklü… İşte bu yüzden Hatay, zenginliği sadece toprağında ya da tarihî eserlerinde değil, insan ilişkilerinde ve ortak yaşam kültüründe taşıyan gerçek bir medeniyet beşiğidir.

Farklı kültürler, inançlar ve kadim gelenekler, yüzyılların iç içe geçmiş katmanlarıyla Hatay’ı benzersiz bir mozaik hâline getirir. Her sokakta, her taşta bir medeniyetin izi; her sofrada bir halkın mirası vardır. Bu denli derinlikli bir geçmişi, bu kadar çok kimliği barış içinde bir arada yaşatabilen kaç şehir var dünyada?

Ve bu kente aşık olmamak mümkün mü?

HOŞGÖRÜ DEĞİL BU, BAŞKA BİR ŞEY…

Antakya’da üç büyük dinin bir arada yaşama kültürü, TRT’nin de gündeme getirdiği bir konu. 2003 yılında yayımladığı altı bölümlük “Antakya, Ezan, Çan ve Hazzan” belgeselinde, kentin 23 asırlık geçmişi, Musevi, Hristiyan ve Müslüman kültürleriyle yoğrulmuş eşsiz mirası anlatılıyor.

Hatay’da karşılaştığınız her insan size, komşusuna gösterdiği özenle yaklaşıyor. Bu özeni aktarmak için hoşgörü ifadesi yetersiz kalıyor. Bu tavır, insanlık onurunu temel alan köklü bir medeniyetin yansımasıdır. Esnafın dini, kimliği bilinmez ama davranışında ortak bir ahlak, ortak bir misafirperverlik hissedilir. Buradaki “bir aradalık”, yalnızca yan yana yaşamayı değil; farklı inançları, kültürleri, geçmişle geleceği iç içe yaşatma becerisini ifade eder.

Bu nedenle Hatay’ın yeniden inşa süreci, sadece fiziksel yapılarla sınırlı kalamaz. Şehrin çok katmanlı kültürel mirası, birlikte yaşam deneyimi ve tarihi dokusu korunarak, sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde projelerle ve bu projeler için ulusal ve uluslararası fonlar alınarak harekete geçirilebilir. Ancak bu yolla, Hatay hafızalardaki kimliğine yeniden kavuşabilir.

MARKA KENT: HATAY MEDENİYETİ!

Hatay; tarihi, kültürel mirası, iklimi, verimli toprakları ve eşsiz mutfağıyla, tek başına Türkiye ekonomisine yön verebilecek potansiyele sahiptir. Ancak bu zenginlik, etkili bir planlama ve koordinasyon eksikliği nedeniyle atıl kalmaktadır. Hatay’ı markalaştırmak, bir “marka kent” haline getirmek için yalnızca yerel ticari girişimler yeterli değildir; bütüncül ve kararlı bir hükümet politikası gerektirir.

Kültürel zenginliği, gastronomisi, doğası ve sanayisiyle marka şehir ilan edilmelidir. Sivil toplum iş birliğiyle kültürel rotalar, festivaller ve belgesel projeleri hayata geçirilmeli. Kente dair alınacak kararlarda halkın katılımı esas alınmalı. Mahalle komiteleri, STK’lar, meslek odaları ile birlikte çalışılmalı. Yeniden inşa süreci sadece teknik değil, kültürel ve sosyal katmanlarla ele alınmalı.

Hatay Medeniyeti, barış koşullarında kadim yaşam biçimini sürdürme kabiliyetine Atatürk’ün şahsi meselesi olmakla erişmiştir. İsmini de Atatürk’ten almıştır. Hatay’da yaşayan kadim gelenek tüm Türkiye’ye sirayet edebilir… Aynı çatı altında ortak yaşam, farklı kültürlerle barış içerisinde ve aynı ahlakla, aynı insanlık onuruyla bir arada yaşamı inşa etmek mümkündür. Hatay medeniyeti yol gösterici olabilir.

“Hatay, hayallerindeki gibi kalsın” yaklaşımını kabul etmem mümkün değil. Hatay, bütün Türkiye’ye yayılacak, bir gün mutlaka! Biliyorum.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunları da okuyabilirsin

Hatay

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yapılan operasyonda uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 10 yıl ve 20 bin lira para cezası ile arandığı...

Hatay

Hatay’da hisseli taşınmazı olan binlerce kişi için kritik bir dönem başladı. Tapuda hissesi bulunan vatandaşların, ön alım hakkını (şufa) kaybetmemeleri için 90 günlük yasal...

Türkiye

Araç muayenesi için rekor teklif: Artık TÜVTÜRK yapmayacak! İşte ihaleyi kazanan şirket Araç muayene istasyonlarının özelleştirme ihalesinde 1. bölge için 830 milyon dolar, 2....

Hatay

Hatay İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), 7269 sayılı Afet Kanunu’nun 6. maddesine dayanarak yeni konteyner kentlerin kurulabilmesi amacıyla bazı özel mülklere geçici...