Kahramanmaraş ve Siverek'teki okullarda yaşanan katliamlara yönelik söylenecek o kadar çok şey var ki, anlayana davul zurna saz, anlamayana sazı s.ksan az...
Sessiz bir sabahın ortasında, uzak bir coğrafyada görev başında olan bir insanın hayatı bir anda değişiverir; rüzgârın taşıdığı toz, uzaktan gelen bir çığlık, geride...
Bu ülkede bazı çocuklar hiç büyüyemiyor. Boyları uzuyor, sesleri kalınlaşıyor, sakalları çıkıyor belki ama biz onlara hala bebek gibi bakıyoruz. Çünkü annelerinin gözünde onlar...
Sevgili okur, Son on yılın evlenme ve boşanma istatistiklerine bakınca, aslında hepimizin hayatına dokunan bir hikâyeyi görüyoruz. Belki siz de çevrenizde fark etmişsinizdir: düğünler...
Kartalkaya’da çıkan yangın bir kaza değildi. Bu cümleyi özellikle böyle kuruyorum. Çünkü bu ülkede bazı kelimeler bilerek yanlış kullanılıyor. ‘’Talihsizlik’’ deniyor, ‘’ihmal’’ deniliyor, ‘’olay’’...
Deprem, yalnızca binaları yıkmaz. Hatıraları, güven duygusunu, geleceğe dair kurulan cümleleri de enkazın altına bırakır. İnsan, yaşadığı felaketi kelimelere dökemediğinde susar; suskunluk uzadıkça acı...
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yemin töreni sırasında patlak veren yumruklu kavga, yalnızca ülke gündemini değil, dünya basınını da sarstı.
Takvim yaprakları kopuyor ama enkaz yerinde duruyor. Saatler geçiyor, günler geçiyor, yıllar geçiyor… ama ben hala buradayım. Soğuk betonun altında değil belki; ama onunla...