Yıl 1857… New York’un dar sokaklarında, fabrikaların buhar ve kömür kokusu havayı ağırlaştırırken, genç bir kadın, Emma, sabahın erken saatlerinde işe yetişmeye çalışıyordu. İnce paltosunun içine işleyen soğuğa rağmen, gözlerinde yanan bir ateş vardı. O ve arkadaşları artık dayanacak gücü kalmayan binlerce kadın işçiyle birlikte, haklarını savunmak için o gün greve çıkacaklardı. Daha iyi çalışma koşulları, daha insanca bir yaşam ve eşit haklar istiyorlardı.
Ancak beklenmedik bir şey oldu. Fabrikaya kilitlenen kadın işçilerin çığlıkları, bir anda dumanla karıştı. Alevler yükseldi, kaçacak yer kalmadı. 129 kadın, o gün alevler içinde hayallerini ve umutlarını kaybetti ama mücadeleleri hiçbir zaman unutulmadı.
Yıllar geçti. 1908’de New York’ta kadınlar yine sokaklardaydı. Bu kez oy hakkı, eşit ücret ve adil çalışma koşulları için yürüyorlardı. Sesleri yankılandı, kararlılıkları dünyaya yayıldı. 1910’da, Kopenhag’da düzenlenen uluslararası konferansta Clara Zetkin adlı cesur bir kadın, 8 Mart’ın tüm dünya kadınları için mücadele günü olarak kabul edilmesini önerdi. Ve öyle de oldu…
Zaman geçti, tarih yazıldı. 8 Mart, 1977’de Birleşmiş Milletler tarafından resmi olarak Dünya Kadınlar Günü ilan edildi. Ama aslında bu, sadece bir tarih değil, bitmeyen bir mücadelenin simgesiydi.
Bugün, Emma ve onun gibi nice kadının yaktığı ateş, tüm dünyada kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet için verdiği mücadelede hâlâ yanıyor. Çünkü kadınlar güçlü, kararlı ve vazgeçmeyen birer ışık gibi…
Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında, iki komünist kız kardeş Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova’nın girişimi ile gerçekleştirildi. Bu tarihten sonra yıllar boyunca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamalarına izin verilmedi. 1975 yılında “Birleşmiş Milletler Kadın On Yılı” ilan edildi. Türkiye de bu kapsamda yer aldığı için 1975 yılında Türkiye’de “Kadın Yılı Kongresi” yapıldı.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün 1975 yılında kutlanmaya başlamasında İlerici Kadınlar Derneği’nin faaliyetleri de etkili oldu. Böylece 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapalı ortamlardan sokaklara ve meydanlara çıktı. İlerici Kadınlar Derneği, işçi sınıfı ile kadınları bir araya getirerek haklarını aramaya çağıran bir sivil toplum örgütüydü. Kurulduğu andan itibaren kısa sürede yurt çapında 33 şube ve 35 temsilcilik aracılığıyla 15 bine yakın üyeye sahip oldu. “Kadınların Sesi” adlı yayın organı ile 35 bin kişiye ulaşabiliyordu.
12 Eylül Darbesi‘nden sonra tekrar askerî cunta yönetimi tarafından dört yıl süreyle hiçbir kutlama yapılmasına izin verilmedi.
1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından kutlanmaya devam edilmektedir. Bu yeni dönemin temel farkı, eskiden sadece sosyalist kesimin sahiplendiği bu günün artık hemen tüm kadın kuruluşlarının yanı sıra adeta resmî bayram gibi devlet yetkilileri ve kurumları tarafından da kutlanmaya, hatta şirketlerin de reklam ve pazarlama faaliyetleri ile buna katılmaya başlamasıdır. Öte yandan, günümüz Türkiye’sinde 8 Mart’ı Komintern’in 1920’li yıllardaki “sınıfa karşı sınıf” politikalarının bir yansıması olarak adlandırıldığı şekilde, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlayanlar da olduğu görülmektedir.
💜 Tüm güçlü kadınlara ve onların hakları için mücadele eden herkese saygıyla! 💜










































