
Ahmet Davutoğlu, son zamanlarda yaptığı açıklama ile gündeme oturdu. “Hiçbir güvenlik talep etmiyorum. Çıplak ayaklarımla yürümeye hazırım,” dedi. Evet, doğru duydunuz! Bu cesur lider, güvenlikten vazgeçip çıplak ayaklarla yürümeye karar vermiş.
Öncelikle, “hiçbir güvenlik talep etmiyorum” ifadesi, tam anlamıyla bir cesaret örneği olarak mı değerlendirilmeli? Yoksa, sıradan bir insanın aklına gelen “benim için güvenlik önemli değil” söylemi mi? Güvenliğin olmadığı bir dünyada, çıplak ayaklarla yürümek, sanki bir tür modern gladiatörlük gibi görünüyor. Belki de Davutoğlu, Roma İmparatorluğu’nda arenada dövüşen savaşçıları örnek almış!
Üstelik Elon Musk, Mars’ta kurmayı planladığı koloninin görselini paylaşmışken…
Sanıyorum ki çağın çok gerisinde kalmış bu politik söyleme siyasi dilde hamaset diyorlar..
Davutoğlu’nun “çıplak ayaklarımla yürümeye hazırım” demesi, bence bir başka komedi unsuru. Hani, ne kadar sembolik olursa olsun, çıplak ayaklarla yürümek, sokaklarda yürümekten çok, bir tür doğa yürüyüşüne benziyor. Tabii ki, bu durum bir yandan da “zorluklara karşı duruş sergilemek” gibi derin bir anlam taşıyabilir. Ancak, bu derin anlamı bulmak için biraz fazla çaba sarf etmek gerekecek gibi görünüyor.
Zira dört bir yandan kuşatılmış Gazze pek doğa yürüyüşüne uygun değil diye düşünüyorum…
Davutoğlu’nun bu cesur açıklamaları, onun siyasi geçmişini göz ardı etmemize neden olmamalı. AKP’de olduğu süre boyunca tanık olduklarının üzerine inşa ettiği Gelecek Partisi çatısı altında konuşmamak, sanki geçmişteki hatalarını unutturmak için bir çaba gibi.
Şimdi, Gazze için kimden beklediği bilinmeyen bir icazet beklemesi, gerçekten de ironik değil mi? Kazanmayı, çağın gereksinimlerine uygun bir akıl ile yol almayı düşünmek yerine, şehit olmayı veya ölmeyi güzellemesi, Davutoğlu’nun politik retoriğini de gösteriyor.
Bu sözlerin arkasında bir toplumsal mesaj var mı? Belki de var, ama bu mesajı anlamak için muhtemelen bir şifre çözme cihazına ihtiyaç duyacağız. “Güven ve dayanışma” gibi kavramların, çıplak ayaklarla yürümekle ne kadar örtüştüğünü anlamak oldukça zor.
Belki de Davutoğlu, toplumda güveni tesis etmenin en iyi yolunun, ayakkabıları bir kenara bırakmak olduğunu düşünüyordur.
Ayakkabı kutularıyla bağlantısı var mıdır?
Kim bilir?
Ahmet Davutoğlu’nun bu cesur ve bir o kadar da absürt açıklaması, birçok insan için ilham kaynağı olabilir. Belki de “çıplak ayaklarla yürümek” ifadesi, toplumda yeni bir akım başlatacak!
Kim bilir, belki de gelecek nesiller, bu cesur liderin izinden giderek, ayakkabısız bir yaşam benimseyecekler. Ancak, bu durumun ne kadar mantıklı olduğu tartışmaya açık.
Duygusal bir bağ ile AKP seçmeni veya muhafazakar seçmen ile kurmaya çalıştığı bu bayat bağ çağın çok gerisinde kalmış gibi…
İsrail’e en fazla ihracat yapan 5. Ülke olmamız ve bu ülkenin iktidarında muhafazakar seçmenin oy verdiği muhafazakarlaşamadan sekülerleşmiş gibi davranan orta yolcu bir iktidarda bu bağın çok da işe yarayacağını sanmıyorum…
Daha gerçekçi politikalar ve daha gerçekçi söylemler gerekir…
Davutoğlu’nun bu sözleri, cesaret, güven ve kararlılık temasını öne çıkarıyor gibi görünse de, alaycı bir dille bakıldığında, oldukça komik bir duruma da dönüşüyor.
Çıplak ayaklarla yürümek, belki de sadece bir metafor değil, aynı zamanda bir moda akımı haline gelebilir!
Ancak, çağın gereksinimlerine uygun bir akıl ile yol almayı bırakıp, geçmişteki hataları unutarak, sadece şehit olmayı veya ölümü güzellemek, gerçekten de bu çağda ne kadar anlamlı?
Ahmet Davutoğlu, belki de bu soruların cevaplarını bulmak için bir süre daha çıplak ayaklarla yürümeye devam etmek zorunda kalacak!
Tutmayın küçük enişteyi…










































