
“Ahmet abi, güzelim
Bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil
Bir mendil niye kanar”
Ah be Ahmet abi!
Benim memleketimde mendillerde kanar!
Sadece insanlar değil, şehirler bile ölür!
Sokaklar düşer, evlerin canı acır!
Işıklı caddelerin ciğeri yanar!
İnsan ve değer eksilttiğimizden mütevellit,
Yalnızlığın hınzır uğultusundan ürküp,
Bir gece vakti;
NE ÇOK YALNIZLIK diye,
Hüzün ağlar.
Ahmet abi, güzelim
Sen biliyorsun.
Oradaydın
Her şeyi gördün.
Sistematik bir adaletsizlikten,
Memleket türlü türlü kanar!
Sonra yeni bir PROMETHEUS doğar.
Her çağın vardır ya böyle insanları…
Gökten nar-ı dehayı alır,
Bencil tanrıları kızdırır.
Fakat ne çare?
Işık bir kere düşmüştür yeryüzüne.
Işığı gördün mü? Ahmet abi!
Nasıl da aydınlatıverdi;
Memleketin her yerinde,
Kımıldayan gizli denizleri.
Gün batımında şiirler okunuyor,
Duydun mu? Ahmet abi!
Bertolt Brecht, senin sevdiğin gibi
Hani senin çok eskilerden kalma bir gülüşün vardı.
UNUTTUĞUN
Bilmediğim neden, niçin bıraktığın.
Kim bilir hangi meydanda, hangi sokakta…
Onu gidip al; Allah aşkına!
Sımsıkı tut gülüşünü, sakla yüreğinde.
Kapında, kapımızda bir bahar özgürce
Umudunu dirilt, Ahmet abi!
Sürgüne duran dallar gibi…
Çiçeklere gebe tomurcuklar gibi…
Memleketin her yerine BAYRAM GELİYOR…
NOT: Bu yazıda, Edip Cansever ‘in ve Tevfik Fikret’in şiirlerine atıfta bulunulmuştur.










































