Fark ettiniz mi bilmiyorum, son yıllarda hayatı bir hız ve yoğunluk içindeyiz. Gerek özel hayatımızda gerekse topluluk içinde bu yoğunluğu yaşıyoruz. Bu durum her alanda kendini hissettiriyor. Gündeme bakıyoruz yoğun ve telaşlı bir şekilde haberler dinliyor veya okuyoruz. Bu yoğunluk bizi yoruyor. Hepimiz yoğun gündem yorgunluğu yaşıyoruz. Gündemi takip etmek bizi üzüyor ve yoruyor.
Gün içinde kendimizi yorgun hissediyoruz. Bazen hiçbir iş yapmasak bile vücut enerjimiz bizi geceye zor ulaştırıyor. Hepimiz babalarımızın kumandayı eline alınca zap yaptığını hatırlarız. Babalarımız kumandayı eline alır hiçbir şeyi beğenmez, önüne gelene sövüp sayar kanalları hızlıca değiştirirdi. Biz daha hangi kanalda ve ekranda ne olduğunu anlamadan kanal değişmiş olurdu.
Şimdi de aynı durumla karşı karşıyayız. Gündem neredeyse babalarımızın zap yaptığı hızda değişiyor. Pek çok gelişmeyi takip edemiyoruz. Gündemde ne var, ülkede neler yaşanıyor öğrenemeden, anlayamadan gündem hemen değişmiş oluyor. Trafikte hız yapmak tehlikeli olduğu gibi, elbette bunun günlük hayatta da bazı tehlikeleri var.
Hız insanı yorar, karmaşa yaratır ve felakete sürükler. Bırakın hızlı koşmayı, hızlı yürümeyi denesek bile bedenimiz buna alışkın olmadığı için kısa bir zaman sonra yorulacaktır. Hal böyleyken gündemin hızla değişmesi bir bakıma bizi gündemden bihaber yapıyor.
Bugün yazılı medyada gündeme baktığımızda peş peşe okuduğumuz kötü haberler tüm moral ve hevesimizi kaçırıyor. Televizyona baktığımızda ise yine aynı durumla karşılaşıyoruz. Gündem hızlı ve gürültülü.
Haberler acı ve elem dolu. Biraz da duyarlı ve ülkesini seven bir bireysek gündeme gelen konulara derinden üzüleceğimiz apaçık ortada. Orman yangınları, şiddetli kuraklık, kadın cinayetleri, şehit haberleri, siyasi gerilimler, aile içi şiddet, aile içi ilişkiler, sokak kavgaları, faciaya benzer trafik kazaları, ihmal ve kontrolsüzlükler yüzünden meydana gelen iş kazaları…
Ve daha pek çok kötü, acıklı olaylar. Gündem adeta felaket zinciri gibi. Bir yangında ne olmuş diye durumu kontrol etmeye çalışana kadar bir başka kötü haber gündeme geliyor. Televizyon izlemesek bile sosyal medya sayesinde mutlaka olan bitenden haberimiz oluyor. Sürekli kötü haber okuyan bir insan stresli, gergin ve bitkin bir ruh haline bürünür.
Üzüntünün, stresin insan vücuduna pek çok etkisi olduğu gibi bazı rahatsızlıkları tetikleme olasılığı da var. Sürekli kötü haber duyan, okuyan kişinin dünyayı daha tehlikeli ve umutsuz olarak görebilir. Tükenmişlik ve motivasyon düşüklüğü yaşar. Kısaca özetlemek gerekirse, ben bunu ‘yoğun gündem yorgunluğu’ olarak niteliyorum.