Hatay

Türkiye’de Demokrasi İçin Son Uyarı

Türkiye’de siyaset artık bir seçim yarışı değil, bir sinir savaşına dönüştü. Sandıkta rekabet eden aktörler, bugün adliye koridorlarında karşı karşıya geliyor. Ekrem İmamoğlu hakkında verilen karar, bu dönüşümün sadece bir örneği değil; aynı zamanda önümüzdeki dönemin ne kadar sert ve adaletsiz geçebileceğinin de göstergesi.

İktidar, siyasi mücadeleyi sandıktan mahkeme salonlarına taşıyor. Hukuk sistemi ise bu oyunun en kullanışlı aracı hâline gelmiş durumda. Bu tabloyu anlamak için “seçimli otoriterlik” kavramına dönmek gerekiyor: Sandık hâlâ var ama eşit koşullar, adil rekabet ve özgür propaganda gibi demokrasinin temel taşları yerinden oynamış durumda. Artık kazanmak için oyun kuralları değil, oyun dışı hamleler tercih ediliyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi, 2000’li yılların başında demokratikleşme ve AB süreciyle meşruiyet kazanmıştı. Bugün ise yargı kararlarıyla siyasi alanı dizayn etmeye çalışan bir iktidar yapısıyla karşı karşıyayız. İmamoğlu’nun hedef alınması, yalnızca bireysel bir cezalandırma değil; aynı zamanda 2028’e giden yolda potansiyel rakipleri sistem dışına itme stratejisinin açık bir parçası.

Bu stratejinin iki temel dayanağı var:
Birincisi, derinleşen ekonomik krizle birlikte iktidarın toplumsal desteğinin ciddi şekilde erozyona uğraması.
İkincisi ise, sandığın artık iktidar açısından güvenli bir alan olmaktan çıkması. Bu yüzden siyasi rekabet yerine yargı yoluyla alan daraltmak daha cazip hale geliyor. Ancak unutulmamalı: Taşları adil olmayan bir satranç oyunu, sonunda herkes için bozgunla sonuçlanır.

İmamoğlu gibi toplumsal desteği güçlü figürlerin hukuk dışı yollarla etkisizleştirilmek istenmesi, demokrasi açısından alarm zillerinin çalmasıdır. Bu, seçimle değil, yargı yoluyla meşruiyet arayan bir siyasi anlayışın tezahürüdür.

“Kuvvetler ayrılığı” mı dediniz? O artık sadece anayasa kitapçığında yer alan nostaljik bir ifade.

Türkiye yalnızca demokratik gerilemenin değil, kurumsal otoriterleşmenin de derin bir evresine girmiş durumda. Yargının siyasallaşması, hukukun araçsallaşması ve muhalefetin sistem dışı yöntemlerle bastırılması yalnızca partileri değil, tüm toplumu tehdit ediyor.

Peki, ne yapılmalı?
Muhalefetin görevi yalnızca eleştirmek değil; aynı zamanda alternatif bir demokratik hat inşa etmektir. Şeffaf iletişim, toplumsal dayanışma ve uluslararası hukuk yollarının etkin kullanımı, bu dönemde hayati önem taşıyor. Çünkü bu sadece bir seçim mücadelesi değil, rejimin karakterini belirleyecek tarihsel bir eşiktir.

 

Unutmayalım: Demokrasi yalnızca sandık günü değil, her gün savunulması gereken bir değerdir.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunları da okuyabilirsin

Hatay

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yapılan operasyonda uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 10 yıl ve 20 bin lira para cezası ile arandığı...

Hatay

Hatay’da hisseli taşınmazı olan binlerce kişi için kritik bir dönem başladı. Tapuda hissesi bulunan vatandaşların, ön alım hakkını (şufa) kaybetmemeleri için 90 günlük yasal...

Türkiye

Araç muayenesi için rekor teklif: Artık TÜVTÜRK yapmayacak! İşte ihaleyi kazanan şirket Araç muayene istasyonlarının özelleştirme ihalesinde 1. bölge için 830 milyon dolar, 2....

Hatay

Hatay İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), 7269 sayılı Afet Kanunu’nun 6. maddesine dayanarak yeni konteyner kentlerin kurulabilmesi amacıyla bazı özel mülklere geçici...

Copyright © Tüm hakları saklıdır. Webruw Soft

Exit mobile version