Kimlik İnşasında Nostalji Unsurları: Hem Türkçü/Turancı milliyetçiler hem de Arap kökenli İslamcı çevreler kimliklerini tarihî bir kökene dayandırmak için güçlü nostaljik imgeler kullanır. Nostalji, bir topluluğun kendini süreklilik içinde konumlandırmasını sağlar.(researchgate.net) Örneğin Türk milliyetçisi söylemlerde “bozkır”, “göktürk mitleri” ve “Tanrı Dağları” gibi Orta Asya motifleri ön plana çıkarak, Türk milletinin kadim ve kutsal bir geçmişe sahip olduğu vurgulanır. Benzer şekilde İslamcı gruplarda hilafet, Kur’ân’ın indiği Mekke-Medine bağlamı ve evrensel ümmet (müslüman topluluk) fikri kimlik inşasında merkezi simgelerdir. Bu anlatılarda, dünya Müslümanlarının bir zamanlar ‘üstün’ bir düzen yaşadığı varsayılır. (mizanproject.orgen.majalla.com) Nitekim bir analizde “halifeliğin dönemi formal olarak sonlanmış olsa da, İslamcıların dünya görüşünde hâlâ temel bir unsur olageldiği” belirtilmiştir. (en.majalla.com) Bu ortak yapı, her iki akımın da tarihe referansla toplumsal aidiyet ve kıvanç yaratma çabasını gösterir. (researchgate.net)
Geçmişe Dönüş ve Altın Çağ Mitleri: İki hareket de “altın çağ” efsanesiyle geleceği inşa eder. Türk milliyetçileri, Orta Asya bozkırında veya Selçuklu-Ottoman döneminde bir zamanlar görülen ihtişamı “yeniden diriliş” söylemleriyle öne çıkarır. AKP gibi güncel milliyetçi-popülist örneklerde dahi Osmanlı ve Selçuklu çağlarının “muzaffer günleri” vurgulanarak Türkiye’nin yeniden eski güçlü günlerine döneceği söylenir. (cambridge.org) İslami akımlarda ise “ilk dört halife dönemi” veya Abbasî altın çağlarına dönüş fikri hâkimdir. The Islamic State’in söyleminde açıkça belirtildiği gibi, bu hareket geleceği tasarlarken geçmişteki İslam devletini şablon olarak geri getirmeyi hedefler: “İslam Devleti geriye dönük bakar. Modern ulus-devlet yapısını reddeder ve onu evrensel bir dinî imparatorlukla değiştirmek ister” (mizanproject.org) Yani her iki akımda da bugünün sorunları, geçmişteki “kaybolmuş cennet”e dönüş vaadiyle aşılmaya çalışılır.
Kültürel Üstünlük ve Saflık Söylemleri: Her iki ideolojide de “biz”in saflığı ve üstünlüğü vurgulanır. Milliyetçi anlatıda Türk kültürünün bozulmamış özü öne çıkar; azınlıklar veya dış etkiler genellikle “öteki” olarak görülür. İslamcı anlatıda ise İslam’ın özünün dışında kalan her şey (sekülerlik, Batılılaşma, mezhep ayrılıkları vb.) “dünya çöplüğü” sayılır. Örneğin The Islamic State propaganda metninde “demokrasiye, sekülerliğe, milliyetçiliğe ve diğer Batı kaynaklı fikirlerin tamamına Allah adına inanmazsanız, yeryüzünü size verir” denerek Batı’yla özdeşleştirilen modernite reddedilir. (mizanproject.org) Milliyetçi söylemde de Batı etkisi genellikle yozlaşma kaynağı olarak gösterilir. Her iki durumda “özü koruma” retoriği, grubun seçkin ve arı bir mirasa sahip olduğuna dair inancı güçlendirir. Bu benzer saflaştırıcı anlatılar, hem Türk milliyetçilerinin “Turan idealine” hem de İslamcıların “hilafet özlemine” dayanan özgüvenli kimlikler üretir.
Modernite, Sekülerlik ve Batı Karşıtlığı: Hem Türk milliyetçiler hem de Arap-İslamcılar modern seküler değerleri ve Batı paradigmasını ideolojik muhalif olarak görür. İslamcı cephede demokrasi ve laiklik “Batı çöpü” ilan edilerek reddedilir. (mizanproject.org) Türk milliyetçisi çevreler de laik-Kemalist düzeni veya yabancı kültür baskısını “ötekileştirir”. Örneğin, milliyetçi propagandada Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemi bazı kesimlerce “Batı taklitçiliği” olarak eleştirilir ve bunun yerine “Öz-Türk” değerlerinin öne çıkarılması savunulur. Kısacası her iki söylemde de çağdaşlık Batı’nın tesiri sayılır ve geleneksel geçmişe dönüp “özüne sahip çıkmak” bir tür kolektif kurtuluş reçetesi olarak sunulur. IS metninde de açıkça belirtildiği gibi, modern ulus-devletler meşruiyetini yitirip yeniden “dinden devlete” (halifete) dönülmesi gerektiği savunulmaktadır. (mizanproject.org) Benzer şekilde Türkçü-milliyetçi söylemlerde de “yeniçeri devlet yapılanması”ndan bu yana kaybedilen değerlere dönme özlemi vurgulanır.
Siyasal Motivasyon ve Kolektif Eylem: Nostaljik tarih anlatıları toplumsal eylemi kışkırtmak için kullanılır. Ortak geçmiş hikâyeleri bireylere bir arada hareket etme motivasyonu sağlar. (researchgate.net) Örneğin Türk milliyetçiler, Türkiye’nin Lozan sonrası toprak kayıpları veya farklı etnik gruplar gibi “süreklilik tehditleri”ne karşı tepkisini, atalarından miras kalan “kutlu bir vatan” fikrine sarılarak örgütler ve mitinglerde dışa vurur. İslamcı hareketlerde ise “ümmetin onuru” ve “küresel adalet” kaybı, hilafete veya Şeriat’a dönüş çağrılarıyla telafi edilmeye çalışılır. The Islamic State örneği bu noktada çarpıcıdır: “Bütün mevcut devlet yapıları meşruiyetlerini kaybetti” denerek mevcut düzen meşru kabul edilmez ve cihadî bir direniş ideolojisi geliştirilir. (mizanproject.org) Her iki toplulukta da siyasal-parti organizasyonu veya sivil toplum ağları (MHP/Ülkü Ocakları karşısında İhvân-ı Müslimîn/Ensâr gibi) nostaljik söylemle beslenir. Dolayısıyla milliyetçi ve İslamcı eylemlilik, “kayıp cennete dönüş” fikrini pratiğe dökmek üzerine inşa edilir.
Dijital Kimlikler ve Semboller: Günümüzde her iki ideoloji de sosyal medya ve kültürel ikonografi üzerinden kendini yeniden inşa eder. Milliyetçi gruplar internet ortamında bozkurt işaretleri, “Turan haritası”, eski Osmanlı paraları, “Tanrı Türk’ü Korusun” yazılı pankartlar gibi imgelerle kimliklerini pekiştirir. Bu bağlamda yapılan çalışmalar, internette yayılan milliyetçi meme ve sembollerin milliyetçi söylemi “hızlıca yayma” aracı olduğunu gösterir. (researchgate.netresearchgate.net) İslamcı çevrelerde de dijital simgeler yoğun kullanılır; Mekke-Medine fotoğrafları, Kâbe görüntüleri, Arapça sloganlar veya hilafet bayrağı gibi semboller sosyal ağlarda dini kimliği yansıtır. Örneğin, ISID destekçilerinin çevrimiçi oluşturduğu “Bulut Halifeliği” adlı arşiv, hareketin ortak tarihini dijital ortamda kurgulayarak küresel bir aidiyet hissi yaratır. (isdglobal.org) Araştırmalar bu tür dijital içeriklerin, ulusçu ve cihadî toplulukların aidiyet duygusunu pekiştirdiğini ve üyeleri zorlu dönemlerde “mücadeleye teşvik ettiğini” ortaya koymaktadır (isdglobal.orgresearchgate.net) Böylece sosyal medyada paylaşılan semboller ve arşivler, hem Ülkücü-Turancı hem de İslamcı grupların yeni kuşaklarda dijital kimlik inşa etmesinde merkezi rol oynar.










































