Gecenin tam ortasında doğan pembemsi bir şafak;
Kanla, terle, gözyaşıyla yoğrulmuş yepyeni bir başlangıç…
“Tükendi” denilen umutların filiz verdiği, toprağa kök salan özgürlük fidanı.
Ve Atatürk’ün dudaklarında, bize emanet edilen o çağrı:
“Ey Türk gençliği! Gün gelir bağımsızlığın elinden alınırsa, yeniden doğrulup göğsünü siper edecek olan sensin.”
Samsun kıyısında tuzlu rüzgârın getirdiği o “ilk adım”da;
Umudun sönmeye yüz tuttuğu, yüreklerin sessizce kanadığı o en karanlık anda bir kıvılcım düştü toprağa.
“19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktım” diyen o sarsılmaz ses…
Anadolu’ya can oldu, nefes oldu, Anadolu’yu umutla doldurdu.
Işığın ta kendisi olan Gençler;
Bugün, çıkarının kölesi olanları korkutan, halkı sömürenlerin yüreğini titreten gündür.
Saray duvarlarının ardında “bu düzen sonsuza dek sürer” sanrısını yerle bir eden andır.
Bugün, o meşalenin 106. yılı…
Samsun rıhtımında tuzla karışan nem hâlâ aldığımız her nefestedir.
Mustafa Kemal’i ve silah arkadaşlarını derin bir minnet, tarifsiz bir özlem, sonsuz bir rahmetle anıyoruz.
Onların cesareti, azmi, fedakârlığı; sana, bana, hepimize bıraktıkları en kutlu emanettir.
Unutma:
19 Mayıs, bitmiş sandığımız bir masalın yeniden yazılan ilk satırıdır;
Ve o satır hâlâ her nefesimizde “İstiklâl!” diye atar.
Bu topraklar, senin omzunda yükselmeyi bekliyor.
Geleceği inşa ederken geçmişin izlerini silme; aksine, her adımına nakış gibi işle.
Kalemin, fikrin, bileğin, yüreğin…
Hangisiyle varsa, cesurca taşı:
Çünkü her biriniz, bu milletin kaderini şiir gibi değiştirecek kudrete sahipsiniz.