Geçen gün evde temizlik yaparken sıvı deterjanımın bittiğini fark ettim. Market sadece 150 metre uzaklıktaydı ama yağmur yağdığı için online sipariş vermeyi tercih ettim. Minimum sipariş tutarını tamamlayıp teslimat ücretini ödeyerek siparişimi verdim. Buraya kadar her şey olması gerektiği gibi…
Akşam markete gittiğimde internette 180 TL’ye aldığım deterjanın rafta 150 TL olduğunu görünce şaşırdım. Teknolojinin konforundan faydalanmak isterken kandırılmış hissettim…
Aynı ürün, aynı market, aynı gramaj…
Üstelik ben evime gelmesi için ekstra ücret ödemiştim.
Aradaki fark?
30 TL…
Neden?
Bu olay sadece benim başıma gelen bir olay değil, hangimiz alışveriş yaparken aktif olarak online marketleri kullanmıyor ki? Teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor mu, yoksa cebimizi ve güvenimizi mi yoruyor? Online alışveriş hızlı, konforlu, pratik olabilir ama dijital raflarda gördüğümüz fiyatlar fiziksel rafla çeliştiğinde işin tadı kaçıyor.
Firmaların, bu fiyat farkını neden yaptığını hala anlayamadım. Zaten ödenen bir teslimat ücreti var. Ürünler çoğu zaman en yakın marketten hazırlanıp marketin uygun saatinde teslim ediliyor.
Bu fiyat farkının mantığı ne?
Dijital rafların bize konfor sağladığı iddia ediliyor ama bize küçük bir oyun oynuyor gibi: Her tıklamada “Acaba doğru fiyat bu mu?” diye soruyorum. Hesap yapıyorum, karşılaştırıyorum, kafam karışıyor. En son kendim gidip mağazasından fiziksel olarak alışveriş yapmaya yöneliyorum.
Ve işin başka bir boyutu var: Bu fiyat farkları, sadece cebimizi değil, markalara olan güvenimizi de yavaş yavaş sarsıyor. İnsan kendini kandırılmış hissediyor. Çünkü aynı ürün, aynı markette, aynı gramajda, sadece ekranla raf arasında bir fark yüzünden farklı bir fiyata satılıyorsa, sorun ürün değil; sistem ve şeffaflık eksikliği.
Çözüm mü? Çok basit; Daha sıkı denetim mekanizmaları! Firmaların denetime tabi tutulması gerekiyor. Online yemek, market alışverişlerindeki fiyatlarla fiziksel alanlardaki fiyatlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekiyor.
Teknoloji hayatı kolaylaştırmalı, kafamızı karıştırmamalı. Dijital raflarda adalet sağlanmadığı sürece, online alışveriş konfor değil, şüphe yolculuğu olarak kalacak.