Hatay

Kulaklara Küpe Olsun!

6 Şubat 2023 depremlerinin yaraları hâlâ kanıyor. Ancak Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin çöken duvarları altında kalan 80 canın sesi, bu kez adalet kürsüsünde yankılanıyor. Dönemin İl Sağlık Müdürü Mustafa Hambolat’ın “taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla ifade vermesi, yalnızca bir soruşturmanın değil; dijital çağın acımasız bir gerçeğinin de başlangıcı: Hiçbir karar, hiçbir ihmal, hiçbir “görevi kötüye kullanma” artık karanlıkta kalmıyor.

Mahkemede Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Yunus Doğramacı ifadesinde şunu söylüyor; ‘’ “Duvarların eğildiğini fark ettim ve durumu İl Sağlık Müdürü’ne bildirdim. Depreme dayanıklı yeni bir hastane yapılması gerektiğini söyledim”

Başhekim Yunus Doğramacı söylediği uyarı karşısında dönemin İl Sağlık Müdürü Mustafa Hambolat tarafından ise şu yanıtı aldığını dile getiriyor: “Bu senin görevin değil. Tepki çekeriz. Esnaf ve siyasetçilerden baskı gelir. Kapatırsak sıkıntı olur.”

Başhekim Doğramacı’nın ifadeleri bunlar. Gerçekliği ve söz hakkı anlamında elbette Hambolat’ın ne söyleyeceği mühim…

Hambolat’ın savunmasındaki “Bakanlık ödenek vermedi” iddiası, Sağlık Bakanlığı’nın 2021’deki yazılı ret yazısıyla çürütüldü.

Burada Hambolat ile ilgili mahkeme bir karar vermeden yargıya varmak doğru değil ama belli ki İl Sağlık Müdürlüğü döneminde siyasetin kurbanı olmuş veya şuan edilmeye çalışılıyor gibi…

Neyse…

2012 tarihli güçlendirme raporunun “geçersiz” sayıldığına dair belgeler, eski başhekim Yunus Doğramacı’nın uyarı e-postaları, valiliğin soruşturma engelleme girişimi ve nihayet mahkemenin bu engeli kaldıran kararı… Hepsi, dijital bir hafızanın parçaları.

Hatay Valiliği önce soruşturma izni vermiyor. Daha sonra Adana Bölge İdare Mahkemesi kararı kaldırıyor.

Vali atanır, başkan seçilir…

Vali alınır, başkan yine seçilir…

Devlet içinde devlet olmaz!

Neyse…

Bugün Türkiye’de kamusal her adım, e-posta, yazışma ve karar, bir veri olarak kaydediliyor. Siyasi erkin himayesine güvenerek “üstü örtülür” sananlar, bu gerçeği hafife alıyor. Oysa Adana Bölge İdare Mahkemesi’nin valiliğin kararını iptali, “güç” odaklarının bile hukukun karşısında titreyeceğinin kanıtı.

 

Eski başhekim Doğramacı’nın itirafı çarpıcı:

“Hambolat, ‘Tepki çekeriz, esnaf ve siyasetçilerden baskı gelir’ diyerek binayı kapatmadı.”

Bu cümle, Türkiye’deki kronik sorunu özetliyor: Kamu görevlileri, halkın değil, siyasi dengelerin beklentilerine göre hareket ediyor. Oysa unutulmamalıdır ki; bir hastanenin duvarları çatırdayarak çöktüğünde, siyasetçiler değil, 80 masum can enkaza gömülüyor.

“Esnafın tepkisi” endişesiyle binayı kapatmadığı iddia edilen zihniyet, aslında kendi konforunu halkın hayatından üstün tutuyor.

Veya yine bir bürokratın belki de kurban edilişini izliyoruz…

Belki de izlemiyoruz…

Halkı seçen hakkı bulur neticede…

Bulamazsa…

Neyse…

Soruşturmanın en kritik mesajı şu: Görevden ayrılmak veya emekli olmak, hesap vermeyi engellemiyor. Hambolat, depremin üzerinden iki yıl geçtikten sonra bile savcılık karşısına çıkarıldı. Türk yargısı, artık “zaman aşımı” veya “makam korumalarına” sığınanlara karşı daha dirençli.

Türk yargısı unutmaz…

Hatay Valiliği’nin soruşturma iznini reddetmesi, Adana Mahkemesi’nce “hukuk dışı” bulundu.

Bu, devlet içinde devlet olunamayacağının resmidir.

Bu soruşturma, devletin “kendi kendine” harekete geçmesiyle değil, hayatını kaybeden hemşire Abdullah Gül’ün ailesinin direnişiyle başladı. Bir ailenin adalet arayışı, bir şehrin çığlığına dönüştü. Bu, halka şu mesajı veriyor:

‘’Susmayın, kaydedin, peşini bırakmayın.’’

Hatay’daki acı, yalnızca depremin değil; liyakatsizliğin, kayırmacılığın ve sorumsuzluğun eseri.

Unutmayın: Hukuk, geç de olsa tecelli eder. Çünkü Abdullah Güller’in aileleri var… Çünkü artık her şey kayıt altında.

Bu kadim şehir ve beraberinde 10 güzel şehrimiz daha büyük bir felaket yaşadı ve yüz binlerce insan hayatını kaybetti. Ölenler ölmüştü evet ama kalanlar için hayat çok daha acı bir şekilde devam ediyordu.

Devam da edecek…

Bu şehirde tüm kurum müdürleri ve yetkililer şunu bilmeli ki; İdeolojik görüşü, dili, rengi fark etmeksizin Hatay halkı Allah’tan gelene ses etmez ama kulun liyakatsizliği ile artan acıların karşısında güçlü ve dirayetli bir şekilde durur, duracaktır…

Halkın yerine siyasi erki seçen, devlet yerine devlet olduğunu sanan müdürler, valiler, yetkililer, bu mahkeme nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın ki nasıl sonuçlanacağı da biraz belli, iktidar fark etmeksizin, bugün yaptıklarından, yapmadıklarından, liyakatsizliklerinden, kibirleri ile verdikleri kararlardan, siyasi konjonktür ne olursa olsun er ya da geç adalet karşısına çıkacaklardır, hesap verecelerdir.

Ve ben şahsen şuna inanıyorum ki, Hatay’da basın mensupları da şuan yaşadıkları başta ekonomik zorluklar olmak üzere birçok baskı ve zorluğu atlatacak, Hatay’ın vicdanı ve sesi olmaya her zamankinden daha fazla devam edecektir.

Hatay’da kurumsal basın ne kadar güçlü olur, ne kadar sıkı sıkıya birbirine bağlı olursa bu şehirde bir daha tekrar bu acılar yaşanmaz, yaşananların da hesabı kamuoyu vicdanında elbet görülür…

Kulaklara küpe olsun…

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunları da okuyabilirsin

Hatay

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yapılan operasyonda uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 10 yıl ve 20 bin lira para cezası ile arandığı...

Hatay

Hatay’da hisseli taşınmazı olan binlerce kişi için kritik bir dönem başladı. Tapuda hissesi bulunan vatandaşların, ön alım hakkını (şufa) kaybetmemeleri için 90 günlük yasal...

Türkiye

Araç muayenesi için rekor teklif: Artık TÜVTÜRK yapmayacak! İşte ihaleyi kazanan şirket Araç muayene istasyonlarının özelleştirme ihalesinde 1. bölge için 830 milyon dolar, 2....

Hatay

Hatay İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), 7269 sayılı Afet Kanunu’nun 6. maddesine dayanarak yeni konteyner kentlerin kurulabilmesi amacıyla bazı özel mülklere geçici...

Copyright © Tüm hakları saklıdır. Webruw Soft

Exit mobile version