
Bir çocuk, İki kadın arasında kalır. İkisi de “anne benim” diyor. Hz. Süleyman, çocuğun kimseye zarar verilmeden kime ait olduğunu anlamak için bir yöntem öneriyor: “İkiye bölelim.” diyor. O an bir kadın feryat ediyor: “Hayır, o alsın, yeter ki çocuğa zarar gelmesin.” İşte o an adalet ortaya çıkıyor. Gerçek anne, çocuğun yaşamını kendi iddiasından üstün tutan kişidir.
Bugün CHP, tıpkı bu hikâyedeki çocuk gibi iki taraf arasında kalmış durumda. Biri, kurultayın şaibeli olduğunu söylüyor. Oy kullanan delegelere baskı yapıldığını, kurultayın iptal edilmesi gerektiğini iddia ediyor. Diğer tarafta ise Özgür Özel var. Meşru yollarla seçilmiş, yeniden olağanüstü kurultayla güven tazelemiş, parti içinde birliği sağlamak için çaba gösteren bir lider.
Peki bu süreçte kim “gerçek anne” gibi davranıyor?
Özgür Özel, bu partiyi büyütmeye çalışan, bölünmemesi için olağanüstü kurultay çağrısı yapan, meşruiyetini tartıştırmamak için hukuki sürece saygı gösteren taraftır. Dava açıldığında inkâr yoluna gitmedi, “yeniden kurultay yaparız” diyerek şeffaflığı tercih etti. Bu tavır, siyasi bir olgunluk örneğidir.
Davacı taraf ise partinin yönetimini yargı eliyle geri almak istiyor. Seçimle kazanamadığını mahkeme yoluyla elde etmeye çalışıyor. Bu da siyasetin ruhuna, partinin geleneğine ve seçmenin aklına terstir.
Elbette mahkemeler görevini yapacaktır. Ancak unutulmamalı ki, her hukuk mücadelesi adaletle sonuçlanmaz. Gerçek adalet, halkın vicdanında karşılık bulur. CHP seçmeni bugün yaşananları dikkatle izliyor. Kim partiyi sahiplendi, kim bıçağı eline aldı, kim “bölünsün ama benim olsun” dedi — herkes farkında.
Özgür Özel, partiyi yeniden toplumun gündemine soktu, Meclis’te etkili muhalefet yürüttü, seçim takvimi olmadan sokakta halkla temas kurdu. En önemlisi de, içeriden ve dışarıdan gelen baskılara rağmen rotasından şaşmadı. Bu dava, onun meşruiyetine değil, bu ülkenin adalet sistemine açılmış bir sınavdır.
CHP bugün bir yol ayrımında değil. Aksine, bir turnusol sürecinde. Kim, bu çocuğu gerçekten büyütmek istiyor; kim, sadece kendi adını tarihe yazdırmak derdinde?
Tarih, çoğu zaman kararı mahkemelerden önce verir. Gerçek liderlik, sadece kazanmakta değil; tartışmalı anlarda nasıl davrandığınla ölçülür.










































