Connect with us

Hi, what are you looking for?

Hatay

Kaydır ve Kaybol: Dijital Çağın Çocuk Katli

Gelin sizinle küçük bir test yapalım.

Yanınızdaki kişiyi gözlemleyin. Bu kişi eşiniz, kardeşiniz, iş arkadaşınız, ev arkadaşınız ya da toplu taşımada denk geldiğiniz bir yabancı olabilir. Elini telefona attığı an kronometreyi başlatın. Sadece kaydırarak, parmak uçlarıyla dünyayı gezdiğini sanarak geçirdiği zamanı saymaya başlayın. Bir dakika, beş dakika, yarım saat… Belki de saatler. Türkiye’de bir birey günde ortalama 3 saatini sosyal medyada harcıyor. Hatta bu rakam bazı bireylerde 7 saate kadar çıkıyor.

Ama asıl soru şu: Bu süre neye hizmet ediyor?

Biz yetişkinler; “gündemi takip ediyorum”, “haberleri okuyorum”, “boş zamanımı değerlendiriyorum” ” basit bir oyun sadece” der ve rahatlarız.

Fakat ekranın parlak ışığında geçen o saatlerde gerçekte neyi kaybediyoruz? Zamanımızı, huzurumuzu, dikkatimizi, hatta insanî ilişkilerimizi.

Dikkat çekmek uğruna atılan başlıklarda, haberlerde yalnızca içimize korku, endişe, kaygı yükleniyor. Huzursuz bir vakte kendi isteğimizle dalıyoruz.

Peki ya çocuklarımız?

Daha ilkokula bile başlamamış, hayata dair kuralları, değerleri, sınırları öğrenmemiş Taze zihinler… Onlar bu dijital akışa nasıl karşı koyacak?

Nasıl doğruluğu kanıtlanmamış,  tabiri caizse ‘uydurma’ sayfaların  gerçek olmadığını anlayıp aklını endişelerden arındıracak?

‘KANALIMA ABONE OLMAZSANIZ BAŞINIZA ÇOK KÖTÜ ŞEYLER GELECEK, ANNENİZİ BABANIZI ÖCÜLER KOVALAYACAK!

Diye büyük puntolarla yazılmış paylaşımlara,’ hadi be sen De! ‘

Diyebilecek mi?

Bizler öz denetimimizi kaybetmişken, onlar nasıl duracak? Kendi elimizle onlara sunduğumuz telefonlarla, oyun sanıp indirilen ama içeriği belirsiz uygulamalarla, ekran karşısında saatlerini geçirmelerine nasıl göz yumuyoruz.

Çocuklarımız artık arkadaşlarıyla top oynamak, sokakta oyun kurmak, taşlardan ev yapıp ip atlamak yerine, parmaklarıyla ekran kaydırarak bir dünya keşfetmeye çalışıyor.

Daha kolay, zahmetsiz ve beğenmezse ‘tık’ diye geçer gider!

Böylece ne evde anne-baba, ne okulda arkadaş, sokakta komşu dinlemiyor. Beğenmezse ‘tık’ diye geçmek istiyor!

Ne yazık ki keşfettikleri dünya, renkli bir kabustan ibaret. Algoritmalar, çocuklarımızın dikkatini çeken her içeriği bir zincir gibi peş peşe diziyor.

Duygularını yöneten, dikkatlerini dağıtan, onları yalnızlaştıran bir düzen bu. Ve adına “eğlence” deniyor.

Her geçen gün daha fazla çocuk dikkat eksikliği, sosyal izolasyon, öfke problemleri ve dijital bağımlılıkla tanışıyor. Yetişkinler bile videonun sonunu getirmeden bir diğerine geçerken, çocukların “sabrı” gelişmiyor.

Sonra bize ayakkabısını hemen giyemedi diye kaldırıp fırlatan, istediği yemek yok diye bağırıp, doyumsuz olan çocuklar kalıyor.

Bir diğer acı gerçek ise ;

Bilinçli bir avuç aile, bu dijital dalganın önüne geçmek için çabalıyor. Çocuğuna sınırlama getiriyor, yasak koyuyor. Fakat ne oluyor? Diğer çocukların elinde telefon varken, kendi çocuğunun “yoksun” kalışı ebeveyn bağına zarar veriyor. “Herkeste var, neden bende yok?” sorusuna cevap arayan aile ve ailesini yetersiz gören ‘beğenmeyen’ çocuk kalıyor. .

Korumaya gayret gösteren ebeveyn ‘kötü’ oluyor. ‘Esirgeyen’ oluyor..

İşte tam bu noktada, çözüm bireysel değil, kitlesel olmalı. Bu sadece ailelerin değil, devletin de sorumluluğunda olan bir meseledir.

Devlet eliyle, çocukları dijitalin zehrinden koruyacak altyapılar kurulmalı. Güvenli internet filtreleri, yaşa uygun içerikler, dijital okuryazarlık eğitimi ve erişimi sınırlandırılmış sosyal medya politikaları artık bir zorunluluktur.

Bilgiye erişimdeki rahatlığıyla kullanmak zorunda kaldığımız, çocuklarımıza sunduğumuz anlarda bile ‘çocuğum güvende’ diyebilmeli aile.

. “Şu an ekran karşısında ama güvenli içeriklerle, kontrol altında”

. Bu: ailelerin psikolojik yükünü almak için değil; geleceğin toplumunu oluşturacak çocuklarımızın ruh sağlığı için elzemdir.

 

Unutmayalım: Çocuklarımızın zihni taze bir toprak gibi. Ne ekersek onu biçeceğiz.

Kaydırdığımız ekranlar değil, Geleceğimiz!.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunları da okuyabilirsin

Hatay

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yapılan operasyonda uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 10 yıl ve 20 bin lira para cezası ile arandığı...

Hatay

Hatay’da hisseli taşınmazı olan binlerce kişi için kritik bir dönem başladı. Tapuda hissesi bulunan vatandaşların, ön alım hakkını (şufa) kaybetmemeleri için 90 günlük yasal...

Türkiye

Araç muayenesi için rekor teklif: Artık TÜVTÜRK yapmayacak! İşte ihaleyi kazanan şirket Araç muayene istasyonlarının özelleştirme ihalesinde 1. bölge için 830 milyon dolar, 2....

Hatay

Hatay İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), 7269 sayılı Afet Kanunu’nun 6. maddesine dayanarak yeni konteyner kentlerin kurulabilmesi amacıyla bazı özel mülklere geçici...