
Bir kadının hayatını en çok kısıtlayan şey çoğu zaman bir insan değil, bir cümledir:
“El âlem ne der?”
Bu cümle görünmezdir ama etkisi gerçektir.
Hayalleri susturur.
Sesleri kısar.
Hayatları yarım bırakır.
Kadınlara yıllardır aynı şey öğretiliyor:
Sabret.
Sus.
İdare et.
Katlan.
Ama kimse dönüp de şunu öğretmiyor:
“Kendin için yaşa.”
Bir kadın mutsuzsa “geçer” denir.
Üzgünse “abartma” denir.
Kırılmışsa “yuvanı bozma” denir.
Yani kısacası;
Kadının duygusu değil, toplumun konforu önemsenir.
Kimse sormaz:
“Sen iyi misin?”
‘’Sen gerçekten MUTLU MUSUN?’’
Ve işte tam burada başlar kayıplar…
Hayat ertelenir.
Hayaller rafa kaldırılır.
Kadınlar kendi hikâyelerinde figüran olur.
Oysa gerçek çok basit:
Hiçbir kadın, başkaları konuşmasın diye susmak zorunda değildir.
Hiçbir kadın, mutlu olmadığı bir hayatı sürdürmek zorunda değildir.
Belki de artık şu gerçeği kabul etmenin zamanı geldi; BİR KADININ HAYATI BİR KAÇ KİŞİNİN DİLİNE DÜŞMEMEK İÇİN HEBA EDİLECEK KADAR DEĞERSİZ DEĞİLDİR! ( Sanki bir kadının hayatı mahalle dedikodularından daha değersizmiş gibi….)
Ne garip; bir kadınının mutsuzluğu kimseyi rahatsız etmezken, mutlu olmak için verdiği en ufak bir karar herkesi ayağa kaldırıyor ve KADIN HAKLI OLSA DAHİ SUÇLANIYOR ..
Fakat hayat bir kere verilir.
Ve o hayat, başkalarının ne dediğine göre değil,
senin nasıl yaşamak istediğine göre şekillenmelidir.
Kadınlara Küçük Ama Güçlü Bir Hatırlatma
Sevgili kadınlar,
Kimseye katlanmak zorunda değilsiniz.
Saygı görmediğiniz bir yerde kalmak zorunda değilsiniz.
Hayatınızın kararını sadece siz verirsiniz.
Güçlü olmak bazen sabretmek değil, kendiniz için adım atmaktır.
Gitmek bazen kaybetmek değil, kendinizi seçmektir.
Unutmayın:
Başkasının düşüncesi sizin kaderiniz değildir.
Bir kadın cesaret ederse,
sadece kendi hayatını değiştirmez,
başka kadınlara da yol açar.
Belki de artık şu soruyu bırakmanın zamanı gelmiştir:
“El âlem ne der?”
Onun yerine şu soruyu sorun:
“Ben nasıl mutlu olurum?”
Çünkü insanın en büyük özgürlüğü, kendi hayatının kararını verebilmektir.
Fark ettiniz mi? “kadın” kelimesini ne kadar çok kullandım?
Fark edemezsiniz.
Çünkü “kadın” bu toplumda çoğu zaman bir kelime değil, üzerine konuşulan, hakkında karar verilen, ama kendisi pek dinlenmeyen bir hayatın adı.
“Kadın” dedikleri şey; sabretmesi beklenen, susması öğütlenen, giderse suçlanan, kalırsa unutulan bir varlığa dönüştürüldü.
O yüzden siz “kadın” kelimesini çok duymazsınız. Ama o kelimenin taşıdığı yükü, her gün birilerinin omzuna bırakırsınız.
Ve belki de asıl mesele şu: Kadın bir kelime olsaydı, bu kadar kolay harcanmazdı.
Ama o bir hayat.
Ve ne yazık ki bu toplumda, en kolay gözden çıkarılan şeylerden biri.
Artık fark etmenin zamanı:
KADIN BİR KELİME DEĞİL. SUSUNCA RAHAT ETTİĞİNİZ, KONUŞUNCA RAHATSIZ OLDUĞUNUZ GERÇEĞİN TAAA KENDİSİ…










































