Uzun zamandır siyaset üstüne yazılar yazmıyordum. Tamamen sirk alanına dönen siyaset artık benim için zaman kaybından öte değil…
Ama son zamanlarda yaşanan olaylar beni çok düşündürüyor.
Rezil, şuursuz ve vasıfsız bir muhalefet, beni 23 yıllık Ak Parti iktidarından daha çok korkutuyor artık…
Şu cümleleri tekrar hatırlatmak için bile yazarken, utancımdan yerin dibine giriyorum…
Sosyal medya hesabından İyi Partili Mehmet Emin Korkmaz isimli bir kişinin yaptığı paylaşımda, “Eskişehir/Mihalgazi Belediye Başkanı’na bakın! Bu siyasal İslamcı şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek midir, yoksa ahırında inek sağmak mıdır? Mekanı şaşırmış olacak gariban, AKP’ye de böylesi yakışır. Ne günlere kaldık? Hakikaten katır mühürdar oldu arkadaş! Kargalara kalan dünya, belediye kimlere kalmış? Vallahi benim annem bundan İYİ yönetir. En azından kılığı kılık, tahsili var.” ifadeleri yer almış, paylaşımın aşağılayıcı üslubu kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.
Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’ı siyaset sahnesine taşıyan en önemli unsurların başında başörtüsü yasağına karşı verilen mücadele olduğunu bu ülkede bilmeyen yoktur.
Ki sonuna kadar haklı bir mücadeleydi…
Ama…
Ekonomik, sosyal ve toplumsal krizlerin derinleşe derinleşe bizleri her geçen gün boğduğu şu düzende muhalefet partilerinin üyeleri şuurlarını kaybetmiş olmalı ki, bir kadını kıyafeti ve özellikle başörtüsü kıyafeti üzerinden aşağılasın…
Bir insanın, Ak Partiyi iktidara taşıyıp 20 yılı aşkındır iktidarda tutan toplumsal travmayı, 2026 yılında tekrardan uyandırması için Ak Partiliden daha Ak Partili olması gerekir.
Ak Parti’nin, bu rezil adama rozet takması gerekir…
Bir akademisyenin, bir insanı kıyafetinden dolayı aşağılaması için ya iktidarın adamı olması ya da gerçekten akli dengesini kaybetmiş olması gerekir.
Peki ne oldu böyle bir tweet atınca?
Kıyafeti nedeniyle hedef alınan Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle AK Parti Grup Toplantısı’na katıldı. Mihalgazi’den 100 beyaz tülbentli kadınla Meclis’e gelen Güneş, Erdoğan’la yan yana oturdu. Erdoğan, konuşmasında Güneş’e yönelik hakaretleri sert sözlerle kınadı.
Bu tepki çok haklı bir tepki.
Muhalefet partilerinin hepsine şunu sormak gerekiyor;
Ülkeyi ayrıştırma, bölme veya insanların özgürlüklerini kısıtlama ile sürekli suçlanan bir iktidara karşı bölücü ve ayrıştırıcı bir üslup takınmak size ne anlatıyor bilmiyorum ama bana iktidarın her sıkıştığında yardımına koşulduğu izlenimini vermekten başka hiçbir halt anlatmıyor.
Belki yıllar önce bu ülkenin sorunu özgürlükleri kısıtlayan, ekonomiyi mahveden, ülkeyi zor duruma sokan bir iktidardı ama artık gözümüze gözümüze ısrarla sokulan bir gerçek var ki bu da; ülkenin en büyük sorunu gerçekten muhalefet olmuş durumda…
Ekonomi servet aktarımı, kontrolsüz kamu harcamaları ve benzeri deneysel ekonomi hamleleriyle mahvediliyor, sonra yine aynı ekonomi aynı kişiler tarafından düzeltmek için çalışmalar yapıyor ve bu süreç içerisinde muhalefetin olmayışı insanı ciddi anlamda çileden çıkarıyor…
24 yıl sonra bile başörtüsü meselesini diriltecek kadar ahmak olmak, bu zamanda muhalefete kısmetmiş…
Ak Parti, 23 yıl sonra kendisi başörtüsü propagandası yapsa bu denli etki yaratmazken, muhalefet bireyleri şuursuzca bu propagandayı belli aralıklarla pişirip iktidarın önüne koyup afiyetle doymasını sağlamak için canhıraş bir çaba sarf etmekten geri durmuyor.
Mecliste yumruklaşmalar, kendi listelerinden başka partilere vekiller vermeler, aday gösterdikleri ve seçilen belediye başkanlarının sansasyonel bir biçimde iktidar tarafına geçmeleri, tüm bunlara sadece küfürlü ve sloganvari yüzeysel tepkiler verilmesi, bunların hepsi muhalefetin bu ülke için artık hiç bir şekilde umut taşımadığının net bir şekilde kanıtı olarak gözümüzün önünde duruyor.
Ne söylenir, ne yapılır bilmem ama bildiğim bir şey varsa, muhalefetin yolundan gitmek demek, derinlikler içerisinde ışıksız kalmakla eşdeğer bir durumda…
Konu ne olursa olsun, iktidarı eleştirmek artık hiçbir şekilde sorunu işaret etmeye yetmiyor. Ne gariptir ki sorun, iktidarın politikalarından ziyade, muhalefetin duruşu, vasatlığı ve ilkesizliği olmuş durumda…
Bu ülkenin bence şuan bir türlü konuşulmayan koskoca, dağ gibi bir ekonomi sorunu var. İnsanlar gariban kalmış, yardımlara muhtaç olmuş vaziyette…
Hibe, destek, kredi benzeri haberler girdiğimizde etkileşimleri inanılmaz fazla…
Bu istatistik bize çok şey söylüyor…
Gençler bugün sadece iktidarın ekonomi ve eğitim politikalarından dolayı umutsuz değiller, daha beteri, gençleri anlayıp sorunlar için çözüm üretebilecek bir muhalefet mekanizmasının olmaması…
Tam bir Matrix yaşanıyor…
Biz oturup kendine akademisyen diyen, muhalefet partisinde kendini konumlandırmış bir şahsın bir kadına yaptığı aşağılamaları konuşuyoruz. İşin asıl acı kısmı ise konuşmak zorunda bırakılıyor olmamız…
Bu ülkede refah bir yaşamın yolunu artık pek de bildiğim söylenemez ama yolun ne olmadığı ile ilgili biraz fikir sahibi oldum diyebilirim…
Siyaset ve özellikle muhalefetin yürüttüğü siyaset, gidilmesi gereken yol değil!