6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen zamana rağmen Hatay hâlâ yaralarını sarmaya çalışıyor. Şehir, bir yandan yeniden ayağa kalkmanın mücadelesini verirken diğer yandan kurumlar kendi görevlerini yerine getirme çabasında. Ancak ne gariptir ki, “eğitim” söz konusu olduğunda aynı hassasiyetin gösterilmediğine tanık oluyoruz.
Bugün Hatay’da konteyner kentlerde yaşayan çocukların eğitim gördüğü okulları dolaşsanız, gördüklerinizin sizi derinden sarsmaması imkânsız.
Serinyol’un karşısında bulunan Maya ve Yeşilova konteyner kentlerinde yaşayan çocuklar, Serinyol 100. Yıl İlkokulu’nun ek binasında eğitim alıyor.
Ama hangi şartlarda?
Tuvaletler hijyenik değil, okulun çevresi bakımsız, peyzaj yok, en önemlisi anasınıfı öğrencileri kendi konteyner okullarından çıkıp büyüklerin tuvaletini kullanmak zorunda bırakılıyor. Yani en masum, en korunması gereken yaş grubundaki çocuklarımız için sağlıklı ve güvenli bir eğitim ortamı hâlâ sağlanabilmiş değil.
Üstelik, 2025 yılında hâlâ velilerden para toplanıyor.
Bir taraf “okul aile birlikleri bütçe olmadığı için bağış topluyor” derken, diğer taraf “bazı okul müdürlerinin utanmazlığı” diyor.
Kime inanacağımızı şaşırdık. Fakat gerçek şu ki, devletin asli görevlerinden biri olan eğitim hizmeti bugün Hatay’da hâlâ eksik ve sorunlu yürütülüyor.
Hatay Valisi Mustafa Masatlı, geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili açıklama yaparak “son noktayı” koyduğunu söyledi. Para isteyenleri şikayet edin dedi ama bir çok okulda para isteme gerekçeleri de haklı gibi duruyor. Okullara A4 kağıdı, tuvalet kağıdı, sabun vb malzemeler lazım olduğu için toplanıyor deniyor.
Ya Milli Eğitime bağlı okulların müdürleri yalan söylüyor, ya da İl Milli Eğitimin kendi okullarından haberi yok.
Ancak soruyorum:
Peki ya İl Milli Eğitim Müdürü Harun Tüysüz?
O ne yapıyor?
Bu manzarayı görmüyor mu, yoksa görmezden mi geliyor?
Depremden sonra şehirde her kurum elinden geleni yapmaya çalışırken eğitimdeki bu tablo kabul edilebilir mi?
Veliler hâlâ okulların temel ihtiyaçlarını kendi ceplerinden karşılamak zorunda kalıyorsa, konteyner okullarda çocuklarımız hâlâ insanca koşullardan uzak eğitim görüyorsa, İl Milli Eğitim Müdürlüğü hangi görevi yerine getiriyor?
Hatay’ın geleceği, bu çocukların iyi bir eğitim almasına bağlı. Eğitimde yaşanan aksaklıkların görmezden gelinmesi, sadece bugünün değil, yarının da kaybı demektir.
Bizler, Hataylılar olarak umutla ayağa kalkmaya çalışıyoruz. Ama umudun temeli eğitimdir. Eğitim, bu şehrin yeniden doğuşunun anahtarıdır.
Sayın Tüysüz’e bir kez daha sormak gerekiyor: Hataylı çocuklar için siz ne yapıyorsunuz?