Hatay, 2023 depremlerinin ardından maruz kaldığı enkaz tozları ve plansız yapılaşmanın tetiklediği ciddi hava kirliliği sorunundan kurtulamıyor. Kentin “kronikleşen halk sağlığı krizi”, 2025 yılı sonlarındaki güncel ölçümlerle bir kez daha tescillenirken, vatandaşlar “Kötü” seviyesinde bir hava kalitesiyle yaşamaya mahkum ediliyor.

2025 Verileri Alarm Veriyor
3 Kasım 2025 tarihli İskenderun merkezli gerçek zamanlı hava kalitesi ölçümleri, krizin boyutlarını gözler önüne seriyor. Hava Kalitesi Endeksi (HKİ) genel durumu “Kötü” (Unhealthy) olarak raporlarken, yapılan uyarıda, “Hava yüksek bir kirlilik düzeyine ulaştı. Hassas gruplar için sağlıksız bir durum.” ifadeleri kullanıldı.
Kirleticilerin dağılımına bakıldığında, sorunun kaynağı net olarak görülüyor: Hava kirliliğinin %73’ünü PM10 (kaba partikül madde), %15’ini ise PM2.5 (ince partikül madde) oluşturuyor. Bu dağılım, kirliliğin başlıca sorumlusunun enkaz kaldırma, moloz yığınları ve kontrolsüz çalışan beton santralleri olduğunu teyit ediyor.

Değerler DSÖ Sınırlarını Kat Kat Aşıyor
Ölçülen kirletici konsantrasyonları, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarıyla kıyaslandığında tablonun vahameti daha da netleşiyor:
- PM2.5: 57 µg/m³ – Bu değer, DSÖ’nün 24 saatlik güvenli sınır kabul ettiği 15 µg/m³ değerinin neredeyse 4 katıdır. Akciğerlere ve kana karışabilen bu ince partiküller, kalp krizi, felç ve akciğer kanseri riskini ciddi oranda artırır.
- PM10: 73 µg/m³ – DSÖ’nün 24 saatlik sınır değeri olan 45 µg/m³’ün oldukça üzerinde olan bu seviye, astım krizleri ve bronşit gibi solunum yolu hastalıklarına neden olmaktadır.
- NO2: 73 µg/m³ – Trafik kaynaklı bu kirletici de DSÖ sınır değerinin 3 katına yakın seyretmekte ve solunum yollarında iltihaplanmayı tetiklemektedir.
Kriz Kronikleşti, Çözüm Acil
Bu güncel veriler, daha önce Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP) tarafından yapılan ve 2025 Ocak ayında PM2.5 değerlerinin DSÖ limitinin 2.8 katına çıktığını gösteren uyarıları doğrular nitelikte. Hatta, PM2.5 değerlerindeki yeni artış, sorunun zamanla çözülmek bir yana daha da derinleştiğine işaret ediyor.
Uzmanlar, bu kronik kirliliğin halk sağlığı üzerinde yıkıcı etkileri olduğu uyarısını yineliyor. Bölgede astım, KOAH ve sürekli öksürük gibi solunum yolu şikayetlerinde büyük bir artış gözlemlenirken, uzun vadede akciğer kanseri, kalp-damar hastalıkları riski de katbekat artıyor.
Çağrılar ve Çözüm Önerileri
TTB ve THHP gibi kuruluşlar, acil önlem alınması çağrısını yineliyor. Çözüm önerileri arasında; hava kalitesi izleme istasyonlarının etkin çalıştırılması ve verilerin şeffafça paylaşılması, beton santrallerinin sıkı denetimi ve yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması, enkaz yönetiminde bilimsel yöntemlere sıkı sıkıya bağlı kalınması ve bölge halkı ile çalışanlar için koruyucu sağlık taramalarının başlatılması yer alıyor.
Hatay’da nefes almak giderek zorlaşırken, yetkililerin bu somut veriler karşısında acil ve etkili adımlar atması, bir halk sağlığı krizi olan bu sorunu çözmek için artık bir zorunluluk haline gelmiştir.










































