Gündem

Hatay’da Güneyler Grup Neden Hedefte?

Antakya’da günlerdir tartışma yaratan inşaat ve yıkım süreciyle ilgili olarak İş İnsanı Ahmet Güney, yaşanan gelişmelere ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yaptı.

Olayların merkezinde, 2022 yılında Vakıfbank’ın düzenlediği ihale sonucu satın alınan bir arsa bulunuyor. Güney ailesi, bu arsayı devralarak üç kat yeraltı otoparkı ve iş merkezi olarak planlanan büyük bir yatırım sürecine girişti. Yapı için gerekli izinlerin ve ruhsatların alındığını belirten Güney, 6 Şubat depremlerine rağmen binanın sağlam kaldığını ve projeyi Hatay ekonomisine kazandırmayı hedeflediklerini söyledi.

Ancak aradan geçen süreçte imar planı değişiklikleri ve alınan koruma kararları nedeniyle inşaatın statüsü tartışmalı bir hâl aldı. Belediye ve bazı idareler tarafından yapının bulunduğu alanın “yeşil alan” olarak gösterilmesi, binanın yıkımına dair girişimlerin önünü açtı. Yatırımcı tarafı ise hukuka aykırı işlem yapıldığını öne sürerek konuyu yargıya taşıdı ve mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı alındığını duyurdu.

Mehmet Güney, yaşanan süreci ve kendi duruşunu şu sözlerle aktardı:

“Beni akın savurdular, savururken nerede vurulduğumu hatırlamıyorum. Başım bir yere çarptı galiba, bir ara bayıldım. Ama şunu net ifade etmek isterim: Ben öğretmen öldürmedim, ben PKK gibi görünenleri öldürmedim. Ben kendi malımın başındayım. Burası bizim tapulu malımız ve yapı ruhsatımız var. Bu kadar kaçak inşaat varken, burası mı kaldı? Bu binanın resmi belgeleri elimizde ve hukuka aykırı hiçbir işlem yapmadık.”

Güney, yaptığı açıklamada hem hukuki sürece hem de kamuoyunda ortaya çıkan söylentilere değinerek şöyle devam etti:

“Ayrıca şunu da ifade etmek isterim: Ben Kurucu Gençlik Kolları Başkanıyım. Cumhurbaşkanlığı makamına olan bağlılığım ve saygım tamdır. Bu nedenle yanlış anlaşılmalardan dolayı farklı algıların oluşturulması beni derinden üzmektedir. Bu binayı yaparken tek gayem memleketime değer katmak ve istihdam sağlamaktı. Şahsıma yönelik ithamların tamamını reddediyorum. Biz hukuka güveniyoruz, mahkeme sürecinde de hakkımızı arayacağız.”

Açıklamasının sonunda ise Güney, sürecin siyasi tartışmalara çekilmesine tepki gösterdi:

“Evet, kırılan telefon olsun ama kırılan kalpler olmasın. Bu süreçte hem şahsıma hem de aileme yönelik haksız saldırılar yapıldı. Yatırımcının cesaretini kıran bu tavırların Antakya’ya hiçbir faydası yoktur. Biz, tüm belgelerimizi kamuoyuyla paylaşmaya hazırız ve hukukun üstünlüğüne inanıyoruz.”

Mehmet Güney’in olay yerinde polis ile yaşanan arbededen sonraki açıklaması, Antakya’da uzun süredir devam eden tartışmalara yeni bir boyut kazandırırken; hem hukuki sürecin nasıl ilerleyeceği hem de yerel yönetimlerin nasıl bir adım atacağı merak konusu oldu.

Hatay 4. İdare Mahkemesi’nin 3 Eylül 2025 tarihinde verdiği yürütmeyi durdurma kararı, inşaatın yıkılamayacağını açıkça ortaya koymasına rağmen, gece yarısı polis eşliğinde binaya zarar verildiği öne sürülürken Güneyler Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güney, yaşananları “adaletsiz ve keyfi” olarak nitelendirdi. Sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.

Ahmet Güney’in basın açıklamasının tam metni şu şekilde:

“Vakıfbank’ın yapmış olduğu ihale sonucunda, buranın mülkiyet hakkını Güneyler Kuyumculuk olarak kardeşlerimizle ve ortaklarımızla birlikte devraldık. Bu süreçte Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan, Anıtlar Kurulu’ndan, belediyeden ve diğer yetkili kurumlardan gerekli izinlerimizi alarak üretime başladık.

6 Şubat depremleri sonrasında yaşadığımız zorluklara rağmen psikolojimizi toparlayıp binanın tamamlanması için yeniden bir hamle yaptık. Tüm yetkilerin gözetiminde, mevcut ruhsat ve izinlerimizle çok sağlam, sağlıklı ve yerin altına üç kat muhkem olarak inşa ettiğimiz bu yapıyı topluma, vatana, millete ve şirketimize kazandırdık.

Ancak Sayın Murat Kurum Bakanımızın, yanlışlıkla olduğunu düşündüğümüz bir şekilde, ruhsatlı bir yapının yıkılması yönünde talimat verdiğini öğrendik. Bu durum üzerine mülki idare amirlerinin de yıkım girişiminde bulunmasını esefle kınıyoruz. Çünkü böyle bir uygulamanın kanun ve nizam çerçevesinde yürütülmesi gerekir.

Bu nedenle adalete başvurduk ve yapılan incelemeler sonucunda Hatay 4. İdare Mahkemesi, 3 Eylül 2025 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı almıştır. Bu karar açıkça şunu ifade eder: İkinci bir mahkeme kararına kadar, bu binanın yıkımına hiç kimse girişemez.

Ne var ki buna rağmen bazı yetkililer sorumluluk almadan hareket etmekte, belediye ‘haberimiz yok’, valilik ‘haberimiz yok’, bakanlık ‘haberimiz yok’, Çevre Şehircilik ‘haberimiz yok’ diyerek, kimin haberi olmadığı belli olmayan bir yıkım kararıyla karşı karşıya bırakılmaktayız.

Burası şehrin merkezinde, devletin de yararına olacak bir alandır. Ancak ne hikmetse yeşil alan bandına alınmış, ardından yeniden plan değişiklikleriyle farklı statülere sokulmuştur. Bu süreçte birçok insanın istihdam alanı da kapatılmıştır. Eminim ki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu durumu duysa, böyle bir adaletsizliğe asla müsaade etmeyecektir.

Maalesef keyfi uygulamalarla dün akşam 18.34’te şantiye duvarlarımıza ‘Yıkım yapılacaktır’ ibareli bir bildiri asılmıştır. Gece yarısı, saat 01.20 sularında polis ekipleriyle birlikte gelip kolonlara zarar verilerek binayı yıkma girişiminde bulunulmuştur. Bu doğru değildir. Devletin görevi vatandaşını korumaktır. Vatandaş ise devletinden emin olmak ister; zulme uğrayacağı endişesini yaşamamalıdır.

Bizim burada kanun dışı hiçbir işimiz yoktur. Tüm üretimimiz yasal çerçevededir. Şirketimizin, ailemizin ve çalışanlarımızın emeğiyle bu bina inşa edilmiştir. Ancak bize isnat edilen tek gerekçe ‘yeşil bant’tır. Bu keyfi gerekçelerle alınan kararları kabul etmiyoruz. Eğer adaletli bir süreç yürütülürse, elbette hukuka boyun eğeriz; ancak birilerine ayrı, başkalarına ayrı muamele yapılırsa bu adaletsizliktir ve tüm Türkiye’nin bunu bilmesini isteriz.

Binamız hukuken korunmaktadır. Yürütmeyi durdurma kararı mahkemeden alınmıştır ve herkes bu karara uymak zorundadır. Ancak karara rağmen yapılan bu yıkım girişiminden ötürü ilgili merciler hakkında Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur. Hukuki sürecimiz devam etmektedir.

Antakya’ya değer katacak bu eseri korumak için her türlü yasal hakkımızı sonuna kadar kullanacağız.”

Açıklamanın ardından gözler, mahkeme sürecinin nasıl ilerleyeceğine ve yerel idarelerin atacağı adımlara çevrildi. Antakya kamuoyu ise söz konusu iş merkezinin akıbetini merakla bekliyor.

 

 

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunları da okuyabilirsin

Hatay

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yapılan operasyonda uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 10 yıl ve 20 bin lira para cezası ile arandığı...

Hatay

Hatay’da hisseli taşınmazı olan binlerce kişi için kritik bir dönem başladı. Tapuda hissesi bulunan vatandaşların, ön alım hakkını (şufa) kaybetmemeleri için 90 günlük yasal...

Türkiye

Araç muayenesi için rekor teklif: Artık TÜVTÜRK yapmayacak! İşte ihaleyi kazanan şirket Araç muayene istasyonlarının özelleştirme ihalesinde 1. bölge için 830 milyon dolar, 2....

Hatay

Hatay İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), 7269 sayılı Afet Kanunu’nun 6. maddesine dayanarak yeni konteyner kentlerin kurulabilmesi amacıyla bazı özel mülklere geçici...

Copyright © Tüm hakları saklıdır. Webruw Soft

Exit mobile version