Depremin ilk günlerinden beri bir sürü acıya tanık olduk, bir sürü acı yaşadık ve bir sürü hikaye dinledik, gördük. Bu şehirde ideoloji fark etmeksizin herkes acının bir ucundan yakalandı. Her yer moloz, her yer toz…
Ancak sadece molozları değil, sahada çalışan biz gazetecilerin kendi zorluklarını da gördüm: yıkılan bürolar, zarar gören ekipman, aylardır geciken ücretler ve belirsizlik. Tüm bunlar olurken, bölgedeki meslek örgütünün gazetecilere sahip çıkma konusundaki çekimserliği ve atıl görünmesi bize ve şehrimize maliyet getiriyor.
Bu bir eleştiri değil, aynı zamanda bir uyarıdır: gazetecinin, meslek örgütünün ve toplumun toparlanması iç içe geçmiş işlerdir. Biri zayıfsa, diğerleri de ağır yara alır.
Önce durumun gerçek yüzünü söyleyeyim: felaket anlarında halkın en güvenilir bilgi kaynağı yerel basındır. Ancak aynı yerel basın, kriz sonrası en savunmasız kesimlerden biridir.
Gazeteciler, yıkılan altyapı yüzünden sahaya çıkamıyor; kaynak yok, hukukî destek yok, psikososyal destek yok. Meslek kuruluşlarıysa, beklenen kriz yönetimi, acil yardım mekanizmalarının devreye sokulması, ekonomik destek paketleri ve kurumlar arası köprüler kurma görevini yeterince yerine getirmiyor izlenimi veriyor.
Bu sessizlik, haber üretimini değil, aynı zamanda halkın bilgi güvenliğini ve şehrin yeniden inşasını da sekteye uğratıyor.
Neden bu kadar önemli? Şeffaf, doğru ve zamanında bilgi; yardımın doğru yerlere ulaşmasını, vatandaşın güveninin korunmasını ve kamu kaynaklarının hesap verebilir olmasını sağlar.
Tam tersine, bilgi boşluğu ve güvensizlik; söylenti, panik ve dezenformasyon üretir. Meslek örgütleri gazetecilerin ekonomik ve mesleki güvenliğini sağlayıp aynı zamanda kurumlarla köprü kurarak doğru bilgi akışını sağlamalıdır.
Şayet bu mekanizma çalışmazsa, şehir hem ekonomik hem de sosyal açıdan toparlanma sürecini uzatır.
Somut sorunlara ve çözümlere gelince — eleştiri yalnızca parmak sallamak değildir; yol gösterme yükümlülüğü de taşır:
-
- Meslek örgütü, üyeleri için acil nakit desteği sağlayan bir dayanışma fonu kurmalı veya var olan fonları hızlıca işler hale getirmelidir. Hasar gören ekipman tamiri, geçici barınma ve sağlık giderleri için kullanılacak küçük hibeler hayat kurtarır.
- Gazetecilerin iş sözleşmeleri, tahsil edilemeyen alacaklar veya güvenlik sorunları için ücretsiz hukuk danışmanlığı sağlanmalı; travma ve tükenmişliğe karşı psikososyal destek mekanizmaları kurulmalıdır.
- Yerel idareler, afet koordinasyon merkezleri, sağlık kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile düzenli, şeffaf haber akışı için resmi bir iletişim hattı oluşturulmalı. Bu, hem dezenformasyonun önüne geçer hem de basının kaynaklara hızlı erişimini sağlar.
- Sahadaki gazetecilerin erişebileceği, doğrulanmış veri ve bilgi sağlayan bir “haber doğrulama masası” kurulmalı. Basın mensupları buradan güncel bilgi, resmi açıklama ve teyit edilmiş görsellere ulaşabilmeli.
- Afet haberciliği, etik ve güvenlik eğitimleri düzenlenmeli; fotoğraf/ışın/altyapı açısından riskli bölgelerde çalışmanın kuralları netleştirilmeli. Ayrıca ekipman sigortası ve yedekleme (bulut) çözümleri için toplu anlaşmalar yapılmalı.
- Abonelik modelleri, lokal sponsorluklar, bağış kampanyaları ve ortak projelerle gazetecilerin gelir kaynakları çeşitlendirilmeli. Meslek örgütü, bu gelir modellerinin geliştirilmesi için rehberlik etmeli ve küçük hibe programları oluşturmalı.
Elbette burada yara alan sadece sahada çalışan gazeteciler de değildir. Gazete sahiplerinin yaşadığı ekonomik kayıplar, finansal anlamda gazete sahiplerini zora sokmuş yerel gazeteyi ayakta tutmak adına daha derin bir çabaya itmiş bulunmaktadır.
Tüm bunların ötesinde, meslek örgütlerinin en önemli görevi itibarı korumaktır. Saygınlık, sadece mahkeme kararlarıyla ya da basın kartlarıyla kazanılmaz; kriz zamanlarında halkın yanında duran, sahadaki meslektaşını koruyan, doğruluğu savunan ve kurumlardan bilgi alma konusunda halkın çıkarını gözeten bir duruşla inşa edilir.
Bir kurum ne kadar saygın olursa, onun temsil ettiği gazeteciler de o kadar güçlü olur; güçlü gazeteciler ise şehrin ihtiyaçlarını görünür kılar, yolsuzluğa fırsat vermez, yardım koordinasyonunun etkinliğini artırır ve böylelikle Hatay halkının refahı daha hızlı ve güvenli biçimde iyileşir.
Halk ile kurum arasında doğru bilgi akışı gazeteciler tarafından sağlanır. Şehirdeki kalkınmanın ve toplumsal huzurun anahtarıdır gazeteci.
Eleştirimin sonu bir çağrıdır: Meslek örgütü yönetimine, sahadaki meslektaşlarıma ve okuyucuya sesleniyorum — şimdi dayanışma kurma, görev paylaşma ve şehrin yeniden inşasında aktif rol alma zamanıdır.
Biz gazeteciler, sadece haber üretmekle kalmayız; doğru bilgiyle toplumu güçlendirir, hesap sorulmasını sağlar ve acıyı görünür kılarız. Eğer meslek örgütü bu rolü üstlenmezse, o boşluğu başka aktörler dolduracak ve sonuçları hepimiz için ağır olacaktır.
Son olarak okuyucuya küçük ama etkili bir ricam var: yerel haberlere abone olun, gazetecilerin çalışmalarını destekleyin, güvenilir gazeteciliğe yatırım yapın.
Çünkü bir şehir için en hızlı ve sağlıklı kalkınma, bilgisi sağlam olan bir toplumdan başlar.