Günün birinde, içine sığamadığı bir sancıyla bir adam bir hekimin kapısını çaldı. Yüzünde, tarif edemediği bir acının gölgesiyle oturdu karşısına. Dedi ki:
“Doktor, koluma dokunduğumda canım yanıyor. Boynuma dokunduğumda içim sızlıyor. Göğsüme, karnıma, burnuma… Nereye dokunsam, orada bir ağrı var. Bedenim bir haritaya dönüştü sanki; her noktası ayrı bir acıyla işaretli.”
Hekim, bir süre sessizce dinledi bu kelimelere yüklenen çırpınışı. Sonra adamın elini aldı, dikkatle baktı ve hafifçe gülümsedi:
“Efendim,” dedi sakince, “acının coğrafyasında kaybolmuşsunuz. Ama harita yanlış çizilmiş. Parmağınız kırık.”
Bu bir hisse…
Ama hisse senedi değil, kıssadan hisse…
Sorunları sürekli dış etkenlerde aramak yerine, sorunun kaynağının kendi bakış açımızda, yani zihniyetimizde olabileceğini fark etmek gerekir.
Geçen yıl da ormanlar yandı, bir önceki yıl da yandı, bu yıl da artarak yanmaya devam ediyor. Geçen yıl da birileri tutuklandı, bir önceki yıl da tutuklandı ve bu yıl da aratarak birileri tutuklanıyor.
Her geçen gün yaşam alanımız öyle veya böyle daralıyor…
Her geçen zaman insanlığımız azalarak gidiyor…
Her geçen yıl, bir önceki yıla gıpta ile baktırıyor üstelik…
Ama…
Sosyal medyada birbirinden güzel tasarımlar, duygusal cümle yapıları, isyan edercesine reels videoları…
Nereye dokunsak acıyor, nereye dokunsak sızlıyor ve dokunduğumuz yer değil hasta olan, dokunduğumuz parmağımız kırık…
Mesela her yıl her hangi bir konu ile ilgili Instagram’da ‘’SEN DE EKLE’’ paylaşımı yapılıyor. Değişen bir şey var mı?
Hayır yok!
Aynı yöntemi, aynı yolu ısrarla yapmaya devam etmenin bize veya sorunlara ne gibi faydası oluyor?
Olmuyor!
Aslında mevzu da çok basit; Var olan konforlu hayatından olmak istemiyorsan, konforundan ödün vermekten de vazgeçmemelisin zira konforlu hayatını barındıran sağlıklı bir toplum ve ülke olmadığında, konforlu bir hayatında olmayacak!
Siyasetten bir örnek verelim mesela;
Sorarım size; CHP’den ayrılan Muharrem İnce Memleket Partisi’ni kurduğunda, seçim çalışmaları esnasında herkes Muharrem İnce’nin AKP tarafından fonlandığını ve seçim propagandasını o şekilde yürüttüğünü söylemiyor muydu?
Şimdi hiçbir şey olmamış gibi partiyi kapatıp tekrar CHP’ye geçiyor…
Herkes bunu normal karşılıyor. Tek adam rejiminden şikayetçi olduğunu söyleyen demokratlar, hep bir ağızla baba ocağına geri döndü diyor.
Anlamsızlık girdabı….
Bir başka konu ise;
Türkiye Cumhuriyeti birkaç doyumsuz ve vatan haininin yaptığı petrol kaçakçılığından kaynaklı Uluslararası Tahkim mahkemesince 1 Milyar dolar küsur para cezasına çarptırıldı ve muhalefet bunu da biliyor. CHP’li bir vekil dile getirdi bunu üstelik…
Şuan muhalefetin yeri göğü inletmesi gerekmez miydi?
Yani konu elbet 23 yıllık AKP iktidarının Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk toplumunu deforme etmesi ve parçalaması ama hala bir yerlere dokunup asıl hastalığın parmağımızda olduğunu düşünmemiz için daha ne gerekiyor?
Sosyal medyadan paylaşımlar yapmak elbet güzel ve duyarlı ancak sivil hayatta kim ne yapıyor?
Neye ne kadar destek oluyor?
Neyi ne kadar anlıyor ve neyi ne kadar dinliyor?
Ülkeyi hamaset ile boğan siyasetçilerle paralel bir şekilde sosyal medyada hamaset yapan vatandaşlar haline dönüşmüş durumda herkes…
E tabi akıllara hemen ilk soru geliyor.
‘’Biz ne yapabiliriz ki?’’
Bu soruyu sormaktan vazgeçeceğiniz an bu ülkenin en acı, en derin ve en kaotik anları olacağı şüphesiz…