Antakya, 9 Eylül 2025 – Hatay’ın Antakya ilçesinde, deprem sonrası kentsel dönüşüm sürecinde yaşanan gerilim doruk noktasına ulaştı. Yerel inşaat firması Güneyler Grup’a ait bir natamam (yarım kalmış) bina, bugün (9 Eylül 2025) gece yarısı saat 00:00 civarında polis eşliğinde yıkıldı. Grup, yıkımı “hukuksuz” olarak nitelendirerek sosyal medyada yardım çağrısı yaptı; ancak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, aynı gün yayınladığı resmi açıklamayla işlemin yasal dayanaklarını detaylıca ortaya koydu. Bu olay, mülkiyet hakları, koruma kuralları ve kentsel dönüşüm yasası arasındaki çatışmayı bir kez daha gündeme getirirken, tarafların iddiaları arasında belirgin bir kıyaslama ortaya çıkıyor: Güneyler Grup “mahkeme kararına rağmen zorla yıkım” derken, resmi makamlar “kamu yararı ve kanun gereği zorunlu adım” diyor.
Olayın kökeni, 2023 Kahramanmaraş depremlerinin yaralarını sarmaya çalışan Antakya’nın tarihi dokusuna dayanıyor. Depremde en ağır yıkımı yaşayan ilçelerden biri olan Antakya’da, kentsel dönüşüm çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Ancak, 5. Mıntıka Haraparası Mahallesi’ndeki 4143 Ada 1 Parsel’deki bu arsa, arkeolojik sit alanı statüsü nedeniyle yıllardır tartışma konusu. Güneyler Grup –1975’te Hatay’da kurulan, kuyumculuktan inşaat ve kültür-sanat alanlarına uzanan bir aile şirketi– burada deprem öncesi ruhsatlı bir inşaat başlatmıştı. Şimdi, kronolojik bir anlatımla bu süreci inceleyelim ve tarafların bakış açılarını kıyaslayalım.
Sürecin Kronolojisi: İzinlerden İptale, Mahkemeden Yıkıma
– 1985: Koruma Statüsünün Başlangıcı
Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 15 Kasım 1985 tarihli 1558 sayılı kararıyla, arsa “kentsel ve 3. derece arkeolojik sit alanı” olarak tescil edildi. Bu, bölgenin tarihi ve kültürel değerini koruma altına alırken, inşaat faaliyetlerini sıkı kurallara bağladı. Resmi görüşe göre, bu statü her türlü yeni yapılaşmayı denetimli kılıyordu; Güneyler Grup ise deprem öncesi ruhsatın bu çerçevede alındığını savunuyor.
– 2021-2022: İnşaat İzinleri Veriliyor
Hatay Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 27 Mayıs 2021 tarihli 1434 sayılı kararıyla arsada sondaj (kazı denemesi) çukurları açılmasına, 25 Şubat 2022 tarihli 2003 sayılı kararıyla ise Güneyler Grup’un sunduğu mimari projeye onay verdi. Belediye, 23 Mayıs 2022 tarihli 16503 sayılı ruhsatı düzenledi. Kıyaslama burada başlıyor: Grup, bu izinleri “deprem öncesi yasal hak” olarak görüyor ve yıkımı “sonradan değişen kurallara” bağlıyor. Resmi açıklama ise bu izinlerin geçici olduğunu, imar planı değişiklikleriyle geçersiz kılındığını belirtiyor.
– 17 Kasım 2023: Bakanlık Kentsel Dönüşüm Kararı
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, E.7968208 sayılı makam oluruyla alanı 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Yapıların Dönüşümü Kanunu’nun 6/A maddesi kapsamına aldı. Bu madde, riskli yapıları Hazine’ye tescil ettirerek, yeni inşaatları devlet kontrolüne veriyor ve eski mal sahiplerine hakları kadar yeni daireler devredilinceye kadar mülkiyeti donduruyor. Bakanlık, bu adımı “deprem riskini azaltmak için zorunlu” olarak açıklıyor; Grup ise bunu “mülkiyet haklarının gaspı” olarak nitelendiriyor.
– 26 Aralık 2023: İmar Planı Değişikliği
Hatay Kültür Kurulu’nun 3505 sayılı kararıyla Koruma Amaçlı İlave ve Revizyon Uygulama İmar Planı onaylandı. Parsel, “yeşil alan ve yol” olarak işaretlendi –yani inşaat yasağı getirildi. Bu, 2021-2022 izinlerini fiilen iptal etti. Resmi tez: Kamu yararı için plan değişikliği şarttı. Grup’un iddiası: Ani değişiklik, deprem mağdurlarını mağdur etti.
– 19 Kasım 2024: İtirazlar Değerlendiriliyor
Kurulu’nun 4762 sayılı kararıyla itirazlar incelendi, ancak parselin yeşil alan statüsü korundu.
– 21 Kasım 2024: Yıkım Durdurma Kararı
Kurulu’nun 4847 sayılı kararıyla, parseldeki hafriyat ve inşaat çalışmaları Antakya Belediyesi tarafından durduruldu. Aynı gün, 31 Aralık 2024’te kesinleşen Koruma Amaçlı İmar Planı’yla statü pekiştirildi. Kıyaslama: Resmi makamlar bunu “koruma önceliği” olarak savunurken, Grup “bürokratik engel” diyor.
– 6 Mart – 12 Mart 2025: Ruhsat İptal Görüşü
Antakya Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü, E-17296422 sayılı yazıyla Kültür Kurulu’ndan ruhsat iptali görüşü istedi. Kurul, 6468935 sayılı yazıyla iptali onayladı, çünkü parsel imar planında yeşil alan/yol olarak kaldı. 7 Ağustos 2025’te belediye encümeni 981 sayılı kararla iksa ve yeni ruhsatları iptal etti. Grup burada “deprem ruhsatı”nın haksız yere elinden alındığını iddia ediyor; bakanlık ise “plan değişikliği zorunlu” diyor.
– 28 Mayıs 2025: Yıkım Talimatı
Belediye, 5581 sayılı yazıyla Kurulu’ndan görüş aldı ve 120 gün içinde yapının KUDEB (Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu) ile Müze Müdürlüğü denetiminde kaldırılmasını talep etti.
– 2 Eylül 2025: Yıkım Kesinleşiyor
Belediye encümeni, 1103 sayılı kararla 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesine dayanarak yıkımı onayladı. Mülk sahipleri (Güneyler Grup), mahkemeden “yürütmeyi durdurma kararı” aldı –Grup’un en güçlü argümanı bu. Resmi açıklama, bunu kabul etse de, Bakanlık talimatının üstün geldiğini belirtiyor.
– 8 Eylül 2025: Bakanlık Müdahalesi
Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nın 346599 sayılı yazısıyla, 6306 sayılı Kanun’un 6/A maddesi devreye girdi. Bina Hazine’ye tescil edildi; yıkım talimatı verildi. Bu, mahkeme kararını “etkisiz kıldı”.
– 9 Eylül 2025: Yıkım ve Tartışma Patlıyor
Saat 16:00’da yıkım tebligatı asıldı, gece 00:00’da polis eşliğinde yıkım başladı. Güneyler Grup, sosyal medyada “hukuksuz, gece yarısı zor kullanılarak yıkım” diye haykırdı –deprem öncesi ruhsatlı inşaatın mahkeme kararına rağmen yok edildiğini savundu. Bakanlık ise aynı gün resmi duyuruyla “her şey kanuna uygun, Hazine devri tamamlandı” yanıtını verdi. Kıyaslama net: Grup, “bireysel hak ihlali ve polis şiddeti” diyor; resmi taraf “deprem dönüşümü için kamu önceliği” vurguluyor.
Tarafların Kıyaslaması: Hukuk mu, Kamu Yararı mı?
Güneyler Grup’un perspektifi duygusal ve bireysel: Deprem mağduru bir firma olarak, ruhsatlı yatırımlarının “bürokratik darbe” ile yok edildiğini, mahkeme kararına rağmen gece yarısı polis zoruyla yıkımın “hukuksuzluk” olduğunu iddia ediyor. Bu, özellikle deprem bölgesinde mülkiyet hakları tartışmasını alevlendiriyor – Grup, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapabileceğini ima ediyor.
Resmi makamların (Bakanlık ve Belediye) tez ise teknik ve kamusal: Sit alanı koruma, imar planı revizyonu ve 6306 sayılı Kanun, yıkımı zorunlu kılıyor. Mahkeme kararı tanınıyor ama kentsel dönüşüm yasası üstün; bina Hazine’ye geçtiği için eski sahiplere yeni haklar devredilecek. Antakya Gazetesi gibi yerel kaynaklar, Bakanlık açıklamasını “yasal süreç tamamlandı” diye doğruluyor.
Bu kriz, deprem sonrası Hatay’da benzer tartışmaların habercisi. Antakya Belediye Başkanı İbrahim Naci Yapar’ın genel dönüşüm çalışmalarını övdüğü haberler (örneğin, ticaret merkezinin yeniden inşası), resmi çabanın ölçeğini gösterse de, bireysel mağduriyetler kamuoyunda yankı buluyor. Güneyler Grup gibi firmalar için süreç, ekonomik kayıp anlamına gelirken, devlet “güvenli şehir” hedefini önceliyor. Olayın yargıdaki seyri, benzer vakalar için emsal olabilir.