Yıllardır bu kampüsün her koridorunda adım adım yürüyen, her köşesinde nöbet tutan, istisnasız her köşesinde görev yapan bir personel olarak; bugün bir başka sevinci, bir öğrencinin heyecanıyla hissediyorum.
İletişim Fakültesi Radyo-TV ve Sinema bölümüne kabul edilmiş olmanın mutluluğuyla: hem görevimin ağırlığını hem de genç bir ruhun umut dolu adımlarını aynı anda taşıyorum.
Depremin ardından burası, bildiğimiz kampüs değildi. Sessizlik, yaralar ve eksik kalan küçük şeyler vardı. Bugün ise o sessizlik kırılıyor; onarılmış sınıfların, yeniden canlanmış atölyelerin, tekrar insan kokan koridorların sesi geliyor.
Bu sesi duymak, bazen kelimelerin yetmediği bir rahatlama veriyor. Her bir kapı açıldığında, her bir lambanın yeniden yanmasıyla bir parça huzur bulunuyor içinde insanın.
Bunu sadece somut işler değil, insan hikâyeleri kuruyor. Öğrencinin kampüse yeniden dönmesiyle birlikte kahveler, tartışmalar, gecelere kadar süren prova ve projeler başlıyor. İşçi kadrosunda çalışırken gördüğüm sevgi ve fedakârlık, şimdi bambaşka bir anlam kazanıyor; artık sadece iş değil, aynı zamanda umut inşa ediyoruz.
Öğrencinin çatı altında tekrar güven hissetmesi…
Bunlar sayılardan çok daha derin…
Tabii ki sevinç tek başına yetmez; birlikte düşünmemiz gerekenler var. Bu dönüşüm sürecinde öğrencilerin ruhsal ihtiyaçları, pratik eğitim alanlarına erişimleri, stüdyo ve atölyelerin gerçek kullanım zamanı gibi meseleler hepimizin gündeminde olmalı. Biz personel olarak, öğrencinin yükünü azaltmak, ona yol göstermek, stüdyo kapılarını açmak ve sahaya çıkışlarına destek olmak istiyoruz. Öğrenciler ise meraklarını, projelerini ve seslerini getirecekler; o seslerin duyulması için hepimize görev düşüyor.
Hatayımızı canlandıracaklar…
Ayrıca kampüsle şehir arasındaki ilişkiyi güçlendirmek gerek. Üniversite yalnızca bina değil; mahallelerin, esnafın, ailelerin bir parçası. Öğrencinin sokakta pratik yapabileceği, yerel halkla ortak projeler üretebileceği ortamlar yarattığımızda hem öğrenme derinleşir hem de toplum yeniden hayat bulur.
Uzun yıllar hizmet ettiğim ve etmeye devam edeceğim kuruma artık öğrenci gözümle bu köprüyü güçlendirmek istiyorum.
Ama ne yalan söyleyeyim, öğrenci olmamın heyecanı tarif edilemez…
İçimde tarif edilemez bir minnet var. Yeniden açılan kapılar, dolan sınıflar, koşuşturan gençler — hepsi bize, burada olmaya dair bir neden daha veriyor. Bu kampüste görev yapan herkesin emeğine, cesaretine ve bitmeyen umuduna teşekkür ediyorum.
Öğrenci olarak sınıfa oturacağım o ilk günün hayalini kuruyorum; personel olarak ise o günü hazırlayan herkesin gururunu taşıyorum.
Gelin bu dönemi yalnızca onarımın tamamlanması olarak görmeyelim. Gelin bunu, birlik olmanın, birlikte iyileşmenin ve birlikte umut kurmanın zamanı yapalım.
Kampüsün pencerelerinden içeri dolan ışık, hepimizin umudunu ısıtsın.