ARAŞTIRMA: Abdo Uçucu
Türkiye’nin kalkınma yolculuğuna ışık tutan önemli bir rapor, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlandı. “İllerin ve Bölgelerin Sosyo‑Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması SEGE‑2025” adını taşıyan bu çalışma, Ekim 2025’te Ankara’da kamuoyuna sunuldu. İlk kez 1966’da başlayan SEGE serisinin onuncu halkası olan rapor, sekiz ana başlık altında toplanan 52 değişkeni kullanarak illerin ve bölgelerin sosyo‑ekonomik gelişmişlik düzeylerini ortaya koyuyor.
Demografi, istihdam, eğitim, sağlık, rekabetçilik ve yenilikçilik kapasitesi, mali göstergeler, erişilebilirlik ve yaşam kalitesi gibi kalkınmanın temel taşlarını mercek altına alan araştırma, hem yerel hem ulusal ölçekte politika yapıcılar için güçlü bir veri kaynağı olmayı hedefliyor. Depremler ve pandemiler gibi olağanüstü olayların etkilerini de dikkate alan SEGE‑2025, Türkiye’nin mekânsal kalkınma eğilimlerini izlemek ve geleceğe dair stratejik yol haritaları oluşturmak için hazırlanmış kapsamlı bir referans niteliği taşıyor.
Türkiye’nin kalkınma yolculuğunu belgeleyen SEGE‑2025 raporunun satırları arasında ilerlerken, gözler ister istemez Hatay’a çevriliyor. Çünkü bu şehir, rakamların ötesinde bir hikâyeyi barındırıyor; depremle sarsılan, göçle eksilen, ama aynı zamanda ticaret ve yatırım göstergelerinde hâlâ direnç sergileyen bir kenti anlatıyor.
Ulusal ölçekte hazırlanan bu kapsamlı araştırmanın içinde Hatay’ın yeri, yalnızca bir sıralama değil, aynı zamanda afetlerin yerel kalkınma dinamikleri üzerindeki derin etkisini gösteren canlı bir örnek olarak öne çıkıyor. İşte bu nedenle, raporun genel çerçevesinden Hatay’ın özel hikâyesine geçmek, Türkiye’nin sosyo‑ekonomik haritasında bir kırılma noktasını anlamak anlamına geliyor.
Ancak Hatay’ın hikayesi ile benzer bir kaderi paylaşan başka bir diyardaki şehir olan Kobe’ye gidelim. 1995 yılında Japonya’nın Kobe şehri, tarihe “Büyük Hanshin Depremi” olarak geçen felaketle sarsıldı. 17 Ocak sabahı meydana gelen bu deprem, 7.3 büyüklüğündeydi ve yalnızca birkaç saniye içinde şehrin kaderini değiştirdi. Yaklaşık 6.400’den fazla insan hayatını kaybetti, on binlerce kişi yaralandı ve yüzbinlerce kişi evsiz kaldı. Kobe’nin altyapısı çöktü; elektrik, su ve gaz şebekeleri kullanılamaz hale geldi, otoyollar ve demiryolları yıkıldı, liman faaliyetleri durdu. Şehir, Japonya’nın gelişmişlik sıralamalarında hızla geriye düştü ve ekonomik göstergeleri dramatik biçimde zayıfladı.
Ancak Kobe’nin hikâyesi burada bitmedi. Deprem sonrası başlatılan uzun vadeli yeniden yapılanma planları şehrin kaderini değiştirdi. Afet dirençli konut projeleri hayata geçirildi, liman modernize edilerek yeniden Japonya’nın en önemli ticaret ve lojistik merkezlerinden biri haline getirildi. Ulaşım ağları yenilendi, sanayi tesisleri yeniden kuruldu ve bilgi teknolojileri ile araştırma merkezlerine yapılan yatırımlar Kobe’ye yeni bir ekonomik kimlik kazandırdı. Toplumsal hafızayı canlı tutmak için depremi anlatan enformasyon merkezleri kuruldu, afet bilinci eğitimlerle güçlendirildi. Bu süreç yaklaşık 10 yıl sürdü ve Kobe, yıkımdan sonra yeniden doğarak güçlü bir şehir haline geldi.
Tam da bu kader birliğinin ardından Hatay’ın hikâyesi SEGE‑2025 raporunda rakamların diliyle daha da belirginleşiyor. Bir zamanlar dördüncü gelişmişlik kademesinde yer alan şehir, 2025’te beşinci kademeye gerileyerek deprem sonrası yaşadığı büyük kırılmanın izlerini taşıyor. 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremler Hatay’ı çok yönlü ve derin bir şekilde sarstı; evler yıkıldı, fabrikalar sustu, ticaret yolları kesintiye uğradı. İnsanlar göç etmek zorunda kaldı ve Hatay en fazla göç veren dördüncü il oldu.
Bu kitlesel hareketlilik nüfusun azalmasına, iş gücü piyasasının daralmasına ve demografik göstergelerin hızla gerilemesine yol açtı. İstihdam cephesinde tablo daha da çarpıcıydı;
Hatay işsizlik oranının en yüksek olduğu yedinci il konumuna düştü ve istihdam oranı yüzde 44,25 ile Türkiye ortalamasının altında kaldı. Sanayi tesisleri ve ticaret merkezleri ağır hasar gördü, üretim kapasitesi daraldı, iş gücü kaybı arttı. Ancak tüm bu karanlık tabloya rağmen Hatay bazı göstergelerde direnç gösterdi; kişi başına düşen vergi gelirlerinde 10. sırada, ihracatta 13. sırada, banka mevduatında 18. sırada yer aldı.
Yatırım cephesinde ise teşvik belgeli yatırım tutarında 6. sırada, yabancı sermayeli şirket sayısında 8. sırada bulunarak ekonomik dinamizmini tamamen kaybetmediğini gösterdi.
SEGE‑2025’in detaylı tabloları Hatay’ın hangi alanlarda güçlü, hangi alanlarda zayıf olduğunu rakamlarla ortaya koyuyor:
Genel sıralamada 50. sırada, demografide 64., istihdamda 66., eğitimde 65., sağlıkta 64., mali göstergelerde 60., erişilebilirlikte 63. ve yaşam kalitesinde 62. sırada yer alırken rekabetçi ve yenilikçi kapasitede 19. sıraya kadar yükselerek en güçlü olduğu alanı ortaya koyuyor.
Bölgesel çerçevede ise Hatay, Kahramanmaraş ve Osmaniye’nin birlikte değerlendirildiği TR63 bölgesi SEGE‑2025’te endeks değeri -0.386 ile üçüncü gelişmişlik kademesinde ve 22. sırada konumlanmış durumda.
Tüm bu veriler Hatay’ın yaşadığı gerilemenin doğal afetlerin yerel kalkınma dinamikleri üzerindeki derin ve çok boyutlu etkisini açıkça gösterdiğini ortaya koyuyor; bir yandan göç, işsizlik ve altyapı kayıplarıyla mücadele eden şehir, diğer yandan yatırım ve ticaret göstergelerinde hâlâ direnç sergileyerek geleceğe dair umut ışığını koruyor.
Hatay’ın SEGE‑2025 raporundaki tablosu, Kobe’nin yaşadığı bu süreci hatırlatıyor. Deprem sonrası nüfus kaybı, işsizlik ve altyapı sorunları Hatay’ı beşinci gelişmişlik kademesine geriletmiş olsa da, vergi gelirleri, ihracat ve teşvikli yatırımlarda üst sıralarda yer alması şehrin hâlâ direnç noktaları olduğunu gösteriyor. Kobe’nin hikâyesi Hatay için bir yol haritası niteliğinde: altyapının hızla yenilenmesi, afet dirençli konutların inşası, sanayi ve ticaretin yeniden canlandırılması ve teknolojiye dayalı yatırımlar Hatay’ın da yeniden yükselmesini sağlayabilir. Tıpkı Kobe gibi, Hatay da yaşadığı yıkımı bir kalkınma hikâyesine dönüştürme şansına sahip.
Hatay SEGE‑2025’te genel sıralamada 50. sırada ve beşinci gelişmişlik kademesinde. Demografi, istihdam, eğitim, sağlık, mali göstergeler, erişilebilirlik ve yaşam kalitesi boyutlarında oldukça geride; buna karşılık rekabetçilik ve yenilikçilik kapasitesinde 19. sıraya kadar yükselerek güçlü bir performans sergiliyor.
Hatay’ın geleceği SEGE‑2025 raporunun satır aralarında aslında oldukça net biçimde okunabiliyor. Depremin yarattığı ağır yıkım şehri beşinci gelişmişlik kademesine geriletmiş olsa da, rakamlar Hatay’ın hâlâ direnç noktaları olduğunu gösteriyor. Vergi gelirlerinde, ihracatta ve teşvikli yatırımlarda üst sıralarda yer alması, şehrin ekonomik dinamizmini tamamen kaybetmediğini kanıtlıyor.
Bu tablo bize şunu söylüyor: Hatay’ın geleceği, yeniden yapılanma sürecini doğru yönetmekle şekillenecek. İlk adım olarak altyapının, konut stoklarının ve sanayi tesislerinin hızla ayağa kaldırılması gerekiyor. Ardından iş gücü piyasasını canlandıracak istihdam politikaları, eğitim ve sağlık altyapısının güçlendirilmesi, göçle azalan nüfusu yeniden çekebilecek sosyal ve kültürel yatırımlar öncelikli olmalı. Hatay’ın rekabetçilik ve yenilikçilik kapasitesinde 19. sıraya kadar yükselmesi, şehrin lojistik ve sınır ticareti avantajını kullanarak gelecekte bölgesel bir ticaret ve girişimcilik merkezi olabileceğini gösteriyor. Kısacası Hatay’ı bekleyen gelecek, afetin yarattığı derin yaraları sarmakla başlayacak; ama doğru adımlar atılırsa, şehrin dirençli göstergeleri üzerine inşa edilecek yeni bir kalkınma hikâyesi yazılabilecek.