Connect with us

Hi, what are you looking for?

Hatay

Fanatik Tüketici Kitlesiyle Gazetecilik Yapılır mı?

Bir süredir yazamıyordum. Oturdum, ne yazsam diye düşünürken, ülkenin boğucu ve kutuplaşmış gündemine dair bir şeyler karalamak içimden gelmedi. Derin bir ekonomik krizin gölgesinde, insanlar “yaşamak” yerine “hayatta kalma” mücadelesi verirken, etik ve ahlaki değerlerin erozyona uğraması kaçınılmaz. Ancak konumuz bu değil.

Konumuz, gazetecilik mesleğinin içine sürüklendiği açmaz.

Dijital medyanın yükselişiyle birlikte, “daha özgür bir basın” umudu doğdu. Pek çok gazeteci ve medya kuruluşu, sosyal medyada kendine yer edindi. Ancak ortaya ilginç bir tezat çıktı:

Kendini özgür veya muhalif olarak tanımlayan gazeteciler, iktidarın otoriterleşmesine karşı çıkarken, dijital dünyada kendi isimleriyle YouTube kanalları açıp, kendi kişisel markalarını öne çıkaran bir yayıncılık modeline yöneldiler. Sanki kimse kurumsal, kolektif ve denetlenebilir bir gazetecilik istemiyormuş gibi… Adeta, “tek adam” sistemini eleştirirken, kendi “tek adam”lıklarını inşa ettiler.

Bugün sadece Hatay’da değil, Türkiye’nin 81 ilindeki yerel basın, birbirinden kopuk, iletişimsiz ve tek başına ayakta kalma mücadelesi veriyor. Kolektif çalışma kültürü neredeyse yok. Herkes kendi küçük alanında “tek adam” olma yarışında.

Kurumsal yapıların çökmesiyle birlikte, bazı gazeteciler, “kendi adıyla yayın yapmayı” özgürlük sanıyor. Oysa bu, uzun vadede sansür, baskı ve ekonomik zorlukları beraberinde getirecek bir yanılgı. Editoryal ekip, yayın politikası ve denetim mekanizması olmadan yapılan gazetecilik, habercilik değil, “ayar verme” seanslarına dönüşüyor.

Toplum, gazeteciliği artık “bilgi alma aracı” olarak değil, “taraflı yorum kaynağı” olarak görüyor. Dijital özgürlük, “benmerkezci” bir bireyselliğe evrildi. Güçlü ve kurumsal gazetecilik, yerini kişisel popülizm ve fanatik kitlelere bıraktı.

İş insanları, sektörlerinin güçlü olması gerektiğini bilir. Rekabet bile olsa, sektörün çökmesi herkesin kaybıdır. Bu yüzden sendikalaşır, birlikte hareket ederler. Peki ya gazetecilik?

Basın sektöründe bu farkındalık yok. Herkes kendi köşesinde, kendi küçük iktidarını sürdürme derdinde. Sonuç? Gazetecilik itibar kaybetti, vatandaş sosyal medyaya yöneldi.

Çözüm: Kolektif Gazetecilik ve Kurumsal Dayanışma

  • Sektörel toplantılar, ortak platformlar oluşturulmalı.
  • Yerel basın, iletişim ağları kurarak güç birliği yapmalı.
  • Kurumsal gazetecilik desteklenmeli; editoryal bağımsızlık ve kalite ön planda tutulmalı.

Aksi halde, Voice of America, Gazete Duvar, Açık Radyo ve Doğan Holding örneklerinde olduğu gibi, geriye kala kala bir avuç “bireysel gazeteci” ve onların fanatik takipçileri kalacak. Oysa gerçek gazetecilik, kamu yararını savunabilme gücüdür. Bu güç, ancak kolektif bir mücadeleyle ayakta kalabilir.

Gazetecilik ölmez, ama kendi kendini tüketirse, geriye sadece bir gürültü kalır.

 

 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunları da okuyabilirsin

Hatay

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yapılan operasyonda uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 10 yıl ve 20 bin lira para cezası ile arandığı...

Hatay

Hatay’da hisseli taşınmazı olan binlerce kişi için kritik bir dönem başladı. Tapuda hissesi bulunan vatandaşların, ön alım hakkını (şufa) kaybetmemeleri için 90 günlük yasal...

Türkiye

Araç muayenesi için rekor teklif: Artık TÜVTÜRK yapmayacak! İşte ihaleyi kazanan şirket Araç muayene istasyonlarının özelleştirme ihalesinde 1. bölge için 830 milyon dolar, 2....

Hatay

Hatay İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), 7269 sayılı Afet Kanunu’nun 6. maddesine dayanarak yeni konteyner kentlerin kurulabilmesi amacıyla bazı özel mülklere geçici...