Bazen bir insanı savunmak, aslında bir emeği, bir duruşu ve bir vicdanı savunmaktır. Bugün kalemimi tam da bunun için elime alıyorum. Çünkü bazı zamanlar vardır; susmak, yanlışın yanında durmak demektir.
Ben Alev öğretmen. Eğitim hayatım boyunca sayısız öğrenciye, sayısız hikâyeye tanıklık ettim. Ama bazı insanlar vardır ki sadece görevini yapmaz; iz bırakır. Aylin öğretmen de işte o insanlardan biridir.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan ve “skandal” başlıklarıyla büyütülen iddialar, gerçeğin değil algının peşinden sürüklenmektedir. Oysa sahayı bilen, emeğin ne demek olduğunu anlayan herkes çok iyi bilir: Bir çocuğun gelişimi; sabırla, adaletle ve vicdanla şekillenir.
Aylin öğretmen, yıllardır ritmik jimnastik alanında sadece sporcu yetiştirmiyor. O, çocuklara özgüven kazandırıyor. Disiplin aşılıyor. Başarının sadece kazanmak olmadığını, asıl başarının vazgeçmemek olduğunu öğretiyor. Çünkü o, bir çocuğun gözlerindeki “başardım” ışıltısının hiçbir madalya ile ölçülemeyeceğini bilen bir eğitimcidir.
Ortaya atılan iddialar ise, bir organizasyonun nasıl işlediğini bilmeyen ya da bilmek istemeyenlerin söylemlerinden ibarettir. Koca Hatay’da ritmik jimnastiğin Samandağ’da, Aylin öğretmenin emeğiyle büyümesi bir kusur değil; aksine gurur duyulması gereken bir başarıdır.
Bugün mesele yalnızca Aylin öğretmen değildir. Bugün mesele; yılların alın terine, gece gündüz verilen emeğe ve çocukların hayallerine sahip çıkma meselesidir.
Konuşmak kolaydır. Yargı dağıtmak kolaydır. Ama bir çocuğun hayatına dokunmak zordur. Sabırla büyütmek, emekle şekillendirmek zordur.
Ben Alev öğretmen olarak şunu açıkça söylüyorum: Gerçek, eninde sonunda gün yüzüne çıkar. Ve o gün geldiğinde geriye sadece emeğiyle dimdik duranlar kalır.
Çünkü gölge ne kadar büyürse büyüsün, ışığı yok edemez.