Kardeşlerim, Hatay’ın vicdanı olmaya çalışan bir gazeteci olarak, son günlerin en yakıcı meselesine değinmeden edemeyeceğim. Şehrimiz, depremin o korkunç yıkımından sonra, adeta bir filiz gibi yeniden yeşermek için mücadele ediyordu. Aylarca çalıştık. 450 bini aşkın konutun temeli atıldı, altyapı yenilendi. Her belediyemiz, gece gündüz demeden üzerine düşeni yapmaya çalıştı.
Biz Hataylılar olarak, her türlü zorluğa rağmen hayata tutunduk. İşimize gittik, çocuklarımızı okula gönderdik, yaralarımızı sarmak için devletimizle el ele verdik. Bu zorlu yolculukta en büyük çileyi hep birlikte çektik.
Ancak, tam da toparlanma umutlarımız yeşerirken, sebepsiz, açıklamasız ve uzun saatler süren elektrik kesintileriyle bir başka karanlığa gömüldük. Bu, sadece bir enerji sorunu değildi. İtibar sorunuydu. Vatandaşın sabrının, direncinin ve en temel hizmet beklentisinin hiçe sayılmasıydı. Bir şirket, üzerine düşen sorumluluğu unutup, bizlerin hayatını durma noktasına getirdi.
Peki, biz ne yaptık? Susup, katlanmayı mı seçtik? Asla! Tüm Hatay olarak sosyal medyada avazımız çıktığı kadar haykırdık. Sesimizi birleştirdik. “Hatay Güney Gazetesi” olarak, tam da bu ihtiyaçtan yola çıkarak hazırladığımız “Vatandaşın Hak Arama Rehberi” uygulamamızla, binlerce hemşehrimin sesini CİMER kanalıyla, doğrudan ilgili mercilere ulaştırmasını sağladık. Şikayetlerimiz, itirazımız, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi üzerinden kayıt altına alındı.
Ve nihayet, sonuç aldık!
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’mız detaylı bir açıklama yapmak, sorumluluğu üstlenmek ve çözüm için somut adımlarını bildirmek zorunda kaldı. Bu, sadece bir açıklama değil, Hatay halkının birlik olunca nasıl yıkılmaz bir iradeye dönüştüğünün belgesidir.
İlk başlarda, Toroslar Elektrik Dağıtım şirketinin parasal gücü medyada kendine yer bulsa, hatta bazı televizyon kanallarında suçu sanki kaçak kullanıcılarmış gibi göstermeye çalışan haberler dönse de, paranın gücü, bir halkın haklı birliğini asla bozamadı. Gerçek, eninde sonunda su yüzüne çıkar.
Şimdi, netleşen bir şey var: Kimse ne Hatay’dan, ne de onurlu Hataylılardan büyük değil! Bu şehir tarih boyunca çok afet gördü, çok acı çekti. Ama ayağa kalkmayı, kenetlenmeyi ve hakkını almak için mücadele etmeyi de asla unutmadı. Bu şehir, her zaman “şehir” olmayı, tek yürek olmayı bildi.
Enerji Bakanlığı’nın açıklaması ve takip sözü, önemli bir dönüm noktasıdır. İnanıyorum ki, bu sürecin ardından açıklamasız, sebepsiz ve bu denli yoğun kesintiler yaşamayacağız.
Burada esas mesele, sadece elektriğin gelmemesi değildi. Halka saygı duyulmaması, ciddiye alınmaması ve saatlerce karanlıkta bırakılarak psikolojik bir yıpranmaya maruz kalınmasıydı.
Biz Hataylılar, birlikte hareket ederek bu kötü gidişe dur diyebileceğimizi bir kez daha ispatladık. Bu, sadece elektrik için değil, haklarımızın ihlal edildiği her alanda böyle olacak.
Karanlık, sesimizi yükselttiğimiz an dağılmaya mahkumdur. Biz, o sesi yükseltmeye ve haklı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Çünkü bu şehir, her zaman hakkını almasını bilen onurlu insanların şehridir.