Bizim emektar Mehmet abiyi tanırsınız. Evi Demokrasis amcanın evinin hemen bitişiğinde, mahallenin alt sokağında bulunur.
Mehmet Abi’nin dünyalar güzeli bir eşi vardır; Zeynep abla. Bildiniz mi?
Dikiş diker, reçel yapar. Küçük bir bahçeleri vardır. Yasemin ve sardunya ekili…
Duvar ustasıdır; Mehmet abi
Murat ve Zeynep adında iki çocukları var. Mehmet abi kızı doğunca, eşi Zeynep’in adını verdi.
İkisi de üniversite öğrencisi. Murat bu yıl avukat çıktı. Staj yapıyor bugünlerde. Eli ekmek tutunca Zeynep’in okul masraflarını da üstlendi.
Birde 1985 model station vagon bilmem ne marka bir arabası var; Mehmet abi’nin..
kâh motor silindir contasından yağ damlatır,
Kâh aks milli körüğünden yağ kaçırır.
Ama hep bir yerlerinden yağ damlar…
Mehmet abinin arabası da kendi gibi emektardır. Mahallelinin az kahrını çekmedi. Kimleri taşımadı ki, hastanelere, doğumhanelere…
Mehmet abi, yurt dışında bir inşaat şirketinde çalıştı bir müddet. Memlekete dönünce, yine bir inşaat şirketinde çalışırken, eksik malzeme ile duvar örmesi istenince, aynı gün işi bıraktı.
Patronu, ertesi gün içi yiyecek, giyecekle dolu lüks bir araba ile Mehmet Usta’nın evine varınca, kızılca kıyamet koptu.
Öyle bir kükredi ki Mehmet abi, sokak baştan aşağı çınladı.
– Efendi! Efendi!
Ben ne hırsızım, ne de dilenci!
Benim bir itibarım, haysiyetim var. Ben kimseye -Mehmet Usta çürük duvar örüyor -Dedirtmem!
Allah’tan Demokrasis amca araya girdi o vakit.
Yoksa herifin çanak, çömleğini topluyor olacaktık yerden
Böyledir Mehmet abi, bir haysiyeti, itibarı vardır.
Ben ömrümde böyle onurlu adam görmedim. Boynunu vursanız, yanlış- kötü bir iş yaptıramazsınız ona…
Mahallede Mehmet Usta dendi mi; akan sular durur. Küçüğü büyüğü, bütün mahalleli büyük saygı duyar; Mehmet abiye…
Bazen büyük büyük adamlar gelir ziyaretine..
Dün sokaktan geçerken, kapısı hep açık duran, yasemin kokulu, sardunyalı bahçeye şöyle bir uzattım başımı.
Mehmet abi beni görür görmez gür sesi ile karşıladı beni.
-Oooo karakız nerelerdesin yahu?
-İyi bayramlar Mehmet abi! Dedim
-Gel gel. Dedi.
-Öyle kapıda durma.
Geçip ilişiverdim, dut ağacının yamacına kurulan masaya…
İki hoş beşten sonra, sohbetlerimizi ana konusu olan-Ne olacak bu memleketin hali-demeye kalmadan kesti sözümü…
-Şşşt Dedi.
-Bugün bayram! Kırk yılda bir kurmuşum çilingir soframı, hatunum yanımda…
Yanında oturan Zeynep ablaya doladı kolunu,
gür yanık sesi ile başladı söylemeye:
“Zeynep bu güzellik var mı soyunda
Elvan elvan güller biter bağında
Arife gününde, bayram ayında
Zeynebim Zeynebim allı Zeynebim….”
Bütün dünya bahçeye doldu. Emek, sevgi, aşk…
Bir aydınlık bulaştı üstüme, olmuş olabilecek, tertemiz ellerle örülü bir hayat bulaştı yüreğime…
Bahçeden ayrıldığımda, yüreğimde bin umut, bir dünya emek, sevgi ve aşk vardı…
Isra
Mayıs 2, 2025 at 12:56 pm
İçimizin senlendigi bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.
Anonim
Mayıs 5, 2025 at 5:31 pm
İşinde ehil olup,emeğine halel getirmeyenler daim olsun hayatımızda…
...
Mayıs 5, 2025 at 5:31 pm
İşinde ehil olup,emeğine halel getirmeyenler daim olsun hayatımızda…
S.
Mayıs 5, 2025 at 5:52 pm
dürüstlüğü işine yansıtan insanlara saygı ile…