Ekonomi dediğin sadece rakam, faiz, ihracat değildir. Ekonomi güven işidir. İnsan yarınından emin olacak ki yatırım yapsın, çalışsın, üretsin. O güvenin de iki ayağı vardır: demokrasi ve adalet.
Demokrasi yoksa ne olur? İktidar keyfine göre karar alır, bugün başka yarın başka kural çıkar. Yatırımcı da “bu ülkede yarın ne olacağı belli değil” der, parasını çeker gider. Küçük esnaf da, çiftçi de, işçi de geleceğe güvenemez. Çünkü biliyor ki oy verse de sesi duyulmuyor, seçtiği temsilci işlevsiz bırakılıyor.
Adalet yoksa ne olur? Haklı hakkını alamaz, haksız yanına kar kalır. Mahkemeler iktidarın dediğine bakıyorsa mülkiyet güvencesi kalmaz. İnsan emeğinin karşılığını alamayacağını görürse üretmez. Yatırımcı da “malım elimden alınır mı, sözleşmem çiğnenir mi?” diye korkar. Adaletin olmadığı yerde ne emek değer bulur ne de sermaye uzun vadeli yatırım yapar.
2018’de başkanlık sistemine geçtik. Bize anlatılan şuydu: “Hızlı karar alınacak, Türkiye şahlanacak.” Ama gördük ki hızdan çok tek adam kararı çıktı. Meclis denetleyemiyor, kurumlar bağımsızlığını yitirdi. Merkez Bankası bile bir gece yarısı kararnamesiyle değiştiriliyor. Böyle bir ülkede kim önünü görebilir?
Bir de işin demokrasi boyutu var. CHP’li belediyelere ve özellikle Ekrem İmamoğlu’na yapılan siyasi operasyonlar ortada. Halk sandıkta seçmiş ama iktidar beğenmiyor diye görevini engelliyor. Şimdi soruyorum: Halkın seçtiğine saygı duyulmayan yerde, yatırımcının parasına saygı duyulur mu?
Üstüne üstlük ekonomideki çöküşü gizlemek için “Cumhur reyonu” diye bir şey çıkardılar. Milleti pazar filesini dolduramaz hale getir, sonra market köşesinde ucuz ürün satıp lütufmuş gibi sun. Bu reyon koca bir itiraf aslında: “Ekonomiyi yönetemedik.” Vatandaşın alım gücü eridikten sonra ucuz makarna köşesi açsan ne olur, açmasan ne olur? Bu millet market reyonuyla değil, özgürlükle, adaletle, güvenle ayakta durur.
Bugün yaşadığımız yüksek enflasyon, dövizin fırlaması, hayat pahalılığı… Hepsi bu güvensizliğin sonucu. Çarşıya pazara gidiyoruz, dün aldığımız ürün ertesi gün başka fiyat. Bu sadece kötü ekonomi yönetimi değil; asıl mesele demokrasinin ve adaletin çökmesidir. Çünkü ekonomi güven ister; güveni de demokrasi ve adalet sağlar.
Kısacası, ayağı kırık bir ekonomiyi market reyonlarıyla değil, demokrasiyle ve adaletle ayağa kaldırabilirsiniz. Başka hiçbir yol yok.