Connect with us

Hi, what are you looking for?

Hatay

Samandağ’da “Rezerv Alan” Tartışması

6 Şubat 2023’te büyük hasar gören Hatay’ın Samandağ ilçesinde, depremzedeler arasında “rezerv alan” ilan edilip edilmemesi hususunda keskin bir bölünme yaşanmaktadır. Biri, yıkılan veya ağır hasarlı mahallelerin devlet eliyle kapsamlı bir planlama çerçevesinde yeniden imar edilmesini isteyen rezerv alan talep edenler, diğeri ise mevcut mal sahipliği ve yaşam biçimi haklarına vurgu yaparak buna karşı çıkan rezerv alan istemeyenler şeklinde iki ana grupta toplanmıştır.

Aşağıda her iki kesimin argümanları ve gerekçeleri ile yerel halk, STK’lar, yönetimlerin tutumları, son gelişmeler ve medyadaki yansımalar detaylı olarak ele alınmıştır.

Rezerv Alan İsteyenlerin Gerekçeleri

Deprem sonrası yıkılan Atatürk, Cumhuriyet ve Sutaşı mahalleleri sakinleri, devlet desteğiyle uygulanacak bir rezerv alan imar planı istiyor. Bu kesim, ağır hasar gören veya enkaz halindeki evleri kendi olanaklarıyla onarmanın mümkün olmadığını; emekli ve dar gelirli olduklarını vurgulayarak “Yaparsa devlet yapar” diyor.

Öne çıkan talepler şunlardır:

  • Güvenli ve hızlı yerleşim: Evleri ağır hasarlı ya da yıkılmış insanlar, “bu durumda ev yapmamız mümkün değil” diyerek devletin altyapısı tamamlanmış konut projeleri uygulamasını savunuyor. İş makinelerinin gecikmesi ve kendi imkânlarınca barınma imkanı bulunmamasına dikkat çekerek, projelerin hemen hayata geçirilmesini, boş arazilerin kamulaştırılıp toplu konut inşasının hızla başlamasını istiyorlar. Bu talep sahipleri, sürecin yavaş kalması durumunda ilçenin “yüz yıllarca Afrika görünümünde” kalacağı kaygısını dile getiriyor.
  • Kapsamlı şehir planlaması: Rezerv alan isteyen depremzedeler, Samandağ’ın tamamını kapsayan bütüncül bir imar planı istiyor. Bu kapsamda altyapı (yollar, altyapı tesisleri, sosyal donatılar vb.) yatırımları tamamlanmış yeni yerleşim bölgeleri talep ediliyor. Şehir genelinde organize bir dönüşüm yapılarak, kamu eliyle planlanmış mahalleler oluşturulmasını savunuyorlar. Özellikle daha önce belirlenen 6 adet rezerv ada için projelerin hazır olduğunu, bu alanlardaki hak sahipleri için sürecin hızlandırılmasını istediklerini belirtiyorlar.
  • Devletin finansman ve koordinasyonu: Bölgede ağır hasar gören birçok konut ve işyeri sahibinin kendi birikimiyle tekrar inşaata kalkışamayacağını, müteahhitlerin de bu alanlara girecek güçte olmadığını vurguluyorlar. Bu nedenle, “müteahhit de yapamaz, ancak devletimiz yapar” anlayışıyla devletin kredi veya bedelsiz konut imkânı sağlayarak yeniden yapı inşa etmesini talep ediyorlar. Birçok depremzedeye göre, kendi paralarıyla ya da bireysel güçleriyle barınma sorunu çözülemeyeceği için devlet desteği şart. Örneğin emekli bir vatandaş, “Emekliyim, yeni bir ev yapmam mümkün değil. Devletimizin bu alanı rezerv ilan etmesini istiyoruz” diyerek taleplerini dile getiriyor.

Rezerv Alan İstemeyenlerin Gerekçeleri

Karşıt görüştekiler, rezerv alan düzenlemesini mülkiyet hakkı, tarım ve kültürel yaşam kaygıları üzerinden ele alıyorlar. Öne çıkan itirazlar şunlardır:

  • Mülkiyet ve ekonomik kaygı: Rezerv alan ilanıyla birlikte sağlam sayılan evlerin zorunlu yıkılacağı, sahiplerinin mülkiyetlerinin ellerinden alınacağı endişesi var. Birçok hak sahibi, ilan haberini Tapu Müdürlüğünden gelen mesajla öğrenmiş ve tebligatla karşılaşmış; bu durum “kaçınılmaz mal gasbı” olarak değerlendiriliyor. Hak sahipleri, kendilerine ödenen istimlak bedellerinin çok düşük olduğunu belirtip “mülklerimiz yok pahasına gasp edilecek” uyarısı yapıyor. Hatay Barosu Hukuk Komisyonu da rezerv yapı uygulamasını “mülkiyet gaspı” olarak niteliyor. Bu kesime göre, sağlam veya az hasarlı binalarda ikamet edenlerin kendi imkânlarıyla güçlendirmeye çalıştığı binalar dahi ilgisizce yıkılmakta, ödenen bedeller ise mağdurları tatmin etmemektedir.
  • Kültürel ve toplumsal yaşam: Bölgede çoğu tek katlı, bahçeli müstakil evlerde yaşayanlar, geleneksel yaşama dair kaygılar taşıyor. Geniş bahçeleriyle hobi bahçeciliği, hayvan besleme ve dini ritüeller (kurban kesimi, hayır lokmaları) gibi faaliyetler kent yaşamının parçası olarak görüldüğü için, yüksek katlı siteler halinde toplu konutlarda bu yaşam tarzının yok olacağı endişesi var. Rezerv alan uygulamasıyla tarihi mahalle dokusunun ve kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel hafızanın zarar göreceği, sosyal dokunun da bozulacağı savunuluyor. Bu nedenle “siteler Hatay’ın yaşam tarzına uygun değil” eleştirisi sıklıkla dile getirilmektedir.
  • Tarım arazilerinin korunması: Samandağ’daki köy ve mahalle sakinleri, rezerv alan ilanı sonucunda önemli tarım arazilerinin yok olacağı uyarısı yapıyor. Çevre planlamasında kritik görülen Kent Park civarı ve Vakıflı köyü sınırlarına kadar TOKİ konut sahaları genişletilirken, ekili-dikili araziler kamulaştırılacak; buradan geçimini sağlayan yüzlerce kişi mağdur olacak. İHD ve yerel yönetim raporlarına göre, önceki planlarda rezerv alan içinde kalan 6600 konutluk proje hayata geçirilseydi bu kadar geniş tarım arazisi tahrip edilmeyecek, mevcut yerleşim merkezleri tercih edilecekti. Samandağ Belediye Başkanı da “en önemli tarım arazilerine dokunulmamalı, en çok yıkılan mahallelerde rezerv ilanı yapılmalı” diyerek tarım arazilerine sahip çıkılması gerektiğini vurgulamıştır.
  • Demografik endişeler: Bir kısım çevrede, ilan edilen rezerv alanlara yabancı veya bölge dışından konut hak sahipleri yerleştirilmesiyle nüfus yapısının değişeceği kaygısı dile getiriliyor. HDP milletvekili Tülay Hatimoğulları gibi bazı siyasetçiler bu süreci “ikinci deprem” olarak nitelendirip, uygulamanın yörede demografik kaymaya yol açacağını öne sürmüştür. Resmi açıklamalarda her ne kadar böyle bir durumun söz konusu olmadığı belirtilse de (bk. aşağıdaki Yönetimler bölümü), kamuoyunda bu tip iddialar da tartışmalara yansımıştır.

Yerel Halk ve Sivil Toplum Görüşleri

Samandağlı halkın geneline bakıldığında halk tabanlı sivil etkinlikler ve STK’lar rezerv alan uygulamasına tepkili konumdadır. Hatay Barosu Hukuk Komisyonu, uygulamayı mülkiyet gaspı olarak tanımlamış, Avukat Ecevit Alkan bölgedeki mahkeme süreci ve hak ihlallerine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. İHD Hatay Şubesi raporları ise acele kamulaştırmanın yol açacağı ihlalleri ve tarımsal kayıpları vurgulamış; yüzlerce kişinin ekolojik ve ekonomik mağduriyet yaşayacağını bildirmiştir. Öte yandan, Cumhuriyet ve Çekmece gibi mahallelerde halk uzun süredir düzenli protestolar yapıyor; bu eylemlere CHP Hatay milletvekilleri Nermin Kara ve Mehmet Güzelmansur gibi siyasetçiler ile çeşitli sivil toplum temsilcileri destek veriyor. Ayrıca HDP eş genel başkanı T. Hatimoğulları’nın da katıldığı bir Rezerv Alan Karşı Mitingi düzenlenmiştir. Yerel basında ise ilçedeki talepler yakından takip ediliyor: örneğin Asi Gazetesi “Samandağ’ın 3 Mahallesi Rezerv Alan İstiyor” başlığıyla mahalle sakinlerinin taleplerini duyurmuş; Samandağ Gazetesi de mahalle halkının “uygulamanın bir an önce başlatılması” talebini manşete taşımıştır.

Yerel ve Merkezi Yönetimlerin Tutumları

Merkezi yönetim (Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı) rezerv alan kararlarını 6306 sayılı Afet Yasası çerçevesinde savunmuş, ancak uygulama gerekçelerine ilişkin tartışmalar yaşanmıştır. Bakanlık, yürütmeyi durdurma taleplerine karşı “alan boş, nüfus yok; afetten etkilenecek kimse kalmadığı için afet riski söz konusu değil” gibi teknik gerekçeler sundu. Diğer yandan Bakan Yardımcısı V. Gürgen, çıkacak konutların önceki hak sahiplerine verileceğini, dışarıdan (Suriyeli veya başka bölgeden) kimsenin yerleştirilmeyeceğini vurgulamıştır. Gürgen ayrıca vatandaşları temin ederek “mülksüzleştirme değil, hak sahiplerinin mağdur olmamasını sağlayacağız” dedi ve ödeme güçlüğü çekenler için borçlanma seçenekleri açıkladı. Ancak ÇŞİ Bakanlığı’nın mahkemeye sunacağı detaylı fizibilite ve raporlar kamuoyuna yansımamış, Bakanlık pek çok eleştiriyi “kimsenin malına el koyulmayacak” garantisi vererek geçiştirmiştir.

Yerel yönetim cephesi de bölünmüştür. Samandağ Belediyesi (CHP’li Belediye Başkanı Emrah Karaçay) ilk aşamada rezerv alan uygulamasına karşı çıkmış, konu mahkemeye intikal edince Bakan Kurum’un “istemiyorsanız ilan edilmeyecek” sözlerini hatırlatarak merkez rezervinin Nisan 2024’te resmiyette iptal edilmesini sağlamıştır. Karaçay, rezerv alan iptali sonrası yaptığı açıklamada tarım arazileri yerine en çok hasar alan mahallelere öncelik verilmesini savunmuş; “Atatürk ve Cumhuriyet mahallelerinde yeniden rezerv ilanı, tarım arazilerinden daha az mağduriyet yaratır” demiştir. İlçe yönetimi ayrıca hâlihazırda TOKİ eliyle yapılan kentsel dönüşüm projelerini takip etmekte, hak sahipleri ile iletişimi sağlamaya çalışmaktadır. Hatay Valiliği ve ilçe kaymakamlığı ise süreçte genelde Bakanlık politikalarını desteklemiş, ancak itirazlar karşısında adli süreci zorluk çıkarmamıştır. Özetle, merkezde “kamu yararı” gerekçesiyle savunulan rezerv alan uygulaması, yerelde ise güç kaybetmiş ve mahkeme kararıyla iptal olmuştur.

Son Gelişmeler (Protestolar ve Hukuki Süreç)

Son haftalarda tartışma yeniden alevlenmiştir. 20 Haziran 2024’te Adana Bölge İdare Mahkemesi, daha önce yerel mahkemenin reddettiği itirazı kabul ederek Samandağ merkezdeki rezerv kararını iptal etti. Bölge sakinleri iptal kararını “bağımsız yargının Anayasa’daki temel hakları koruduğu bir başarı” olarak karşıladı. Bu karar üzerine iptal edilen alanın dışındaki 3 mahallede rezerv alan tartışması devam etti. Gazi ve Çekmece mahallelerinde düzenlenen eylemlerde halk, CHP ve HDP’li vekillerin katılımıyla yeniden tepkisini gösterdi. 2025 yılı başından itibaren Atatürk, Cumhuriyet ve Sutaşı mahallelerinde yaşayan depremzedeler de basın açıklamaları ve dilekçelerle taleplerini yineledi. Belediye öncülüğünde gerçekleştirilen bazı toplantılarda ise çözüm arayışları sürdürülüyor; hak sahipleri alternatif planlamalar için yerel yönetime öneriler sunuyor. Öte yandan bazı gazeteler ve çevreler de “rezerv alan isteyenler ile istemeyenler” ayrımını kışkırttığını öne sürerek provokasyon uyarısı yaptı. Genel olarak, çözüm için hem hukuki mücadele (Danıştay’a itiraz) hem de toplumsal diyaloğa dönük çabalar eş zamanlı yürütülmektedir.

Medya Yansımaları ve Kamuoyu Algısı

Haber medyasında rezerv alan tartışması iki ayrı eksende ele alındı. Bir yanda bölge halkının taleplerini yansıtan ve rezerv alanı destekleyen haberler var (örn. DHA, İHA, HRT gibi kuruluşların “vatandaşların rezerv alan talebi” başlıklı haberleri). Diğer yanda ise muhalif basın ve sivil toplum yayınları, süreci ‘mülkiyet hakkı’ ve ‘kültürel hak kaybı’ üzerinden gündeme taşıdı. Örneğin Yeşil Gazete ve T24’te çıkan yazılarda rezerv ilanı “mülkiyet gaspı” olarak nitelendirildi. (yesilgazete.orgbianet.org) Aydınlık gazetesi de rezerv alan kararı sonrası düzenlenen basın toplantısını “Mülk gaspına tepki” başlığıyla duyurarak hak sahiplerinin endişelerine dikkat çekti. (aydinlik.com.tr) Yerel medyada ise çoğunlukla depremzedelerin taleplerine yer verildi. Sosyal medyada ise pro- ve anti-rezerv grupları arasında sert tartışmalar yaşandı; bazı kesimler “Algı yönetimi” yapıldığını savunurken, karşıt görüştekiler hükümet politikalarını eleştirdi. Kamuoyu genel olarak kamusal planlama ile bireysel hak savunusu arasında bölünmüş durumda; kimi yurttaşlar hızla barınma imkânı beklerken, kimileri yerleşik haklarını koruma telaşında. Tüm bu gelişmeler, özellikle seçim sonrası sürece dair beklentiler ve yargı kararları ışığında halkın merak ve endişesini canlı tutmaktadır.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunları da okuyabilirsin

Hatay

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yapılan operasyonda uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 10 yıl ve 20 bin lira para cezası ile arandığı...

Hatay

Hatay’da hisseli taşınmazı olan binlerce kişi için kritik bir dönem başladı. Tapuda hissesi bulunan vatandaşların, ön alım hakkını (şufa) kaybetmemeleri için 90 günlük yasal...

Türkiye

Araç muayenesi için rekor teklif: Artık TÜVTÜRK yapmayacak! İşte ihaleyi kazanan şirket Araç muayene istasyonlarının özelleştirme ihalesinde 1. bölge için 830 milyon dolar, 2....

Hatay

Hatay İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), 7269 sayılı Afet Kanunu’nun 6. maddesine dayanarak yeni konteyner kentlerin kurulabilmesi amacıyla bazı özel mülklere geçici...